Page 82 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 82

Tasavvuf Sohbetleri 4                                    79

            Fakat bir de mademki tarikata girdiysek, inandıysak bunlar tari-
          katın şartlarıdır; bu dört şahtan mana tarikatın şartlarıdır: muhabbet,
          ihlas adap, teslim. Bu da ne yapıyor? Bu da işte beşeri sıfattan meleki
          sıfata geçiriyor.
            Meleki sıfata geçince bir insan o zaman büyük insan, büyük varlık
          oluyor. İşte o zaman Allah’ın:
            “mûtû kable entemûtû” sırrına mazhar oluyor,
            Cem’ü’l-cem oluyor, vahdet-i vücut oluyor.
            Allah’ın sıfatları onda tecelli ediyor. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanıyor
          değil mi?
            Hakikate geçenler işte böyledir. Hakikate tarikattan geçiyor.
            Ama tarikatın esasları neymiş? Tarikat dört esas üzerine kurulmuş:
          Muhabbet, ihlas, adap, teslim.
            Muhabbet: muhabbet, meşayihi çok sevmektir.

            Niye sevmesin? Allah için sevmiş. Bu Allah’ın emri. Cenabı Hakk’ın
          emri. Çok sevin diyor “beni sevin sevdiklerimi sevin” buyuruyor. Meşa-
          yihini çok sevecek. Muhabbet budur.
            İhlas: meşayihini büyük görecek. Ki ne kadar büyük görürse, meşa-
          yihini o kadar sevebilir.

            Adap: meşayihinin zahirini, batınını bir bilecek. Meşayihi ne kadar
          uzakta olursa olsun, onu ırakta değil yakınında görecek.
            Niye görmesin? çünkü bak kelamı kibarda, tasavvufi  kelam:
            “Bir yerdesin her yerdesin”. Yani, sen Allah’ın birliğine dahil olduy-
          san sen her yerdesin. Amenna ve saddakna, sen de mekandan kurtul-
          dun, zamandan kurtuldun.
            Cenabı Hak Evliyaullahı zamandan mekandan kurtarmıştır.
            Onun için divanda bir kelam var, Salih Baba’nın divanını okuyor-
          sunuz; bazı kelamlar belki sizin beyninizi meşgul eder, anlayamazsınız.
          Bu nedir acaba? Veyahutta muhalif gelir size. Bunu böyle niye söylemiş
          dersiniz. Bak ne buyuruyor:
   77   78   79   80   81   82   83   84   85   86   87