Page 87 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 87
84 Gülden Bülbüllere
birine olan zıtlığı gibidir. Kabız halinde insanın kalbi karanlık bir gece
gibidir. Nasıl karanlık gece insanları sıkıyor, bunaltıyor, ışık olmazsa
eğer. Ama basıt halindeki müridin kalbi, aydınlık, ferah, güneşli bir
hava gibidir.
Bir de ne var bizim için? Şükür, fikir, zikir var.
Şükür bizim nimetimizi artırır. Cenabı Hakkın emri öyle değil mi?
“Ben kuluma vermiş olduğum bir nimetin, o kulum kadrini bilirse
ben onu büyütürüm, yükseltirim, arttırırım. Bilmezse onun elinden
alırım ”.
9
Ama burada bizim için büyük nimet:
Allah bizi inananlardan Müslüman halk etmiş,
Ehli dünya değiliz, ehli ahiretiz. Nimetimiz budur. Allah’a inandık,
ahirete inandık.
Ama bu inancımızı yaşarsak, bu sefer de ehli huzur oluruz.
Allah’ın zatını kazanırız.
İşte onun için Cenabı Hak “Kulum ver beni de al beni. Benim ver-
miş olduğum canı Bana ver ki Beni alasın” diyor.
Allah’ın zatını alan, Allah’tır.
Ama bu ne demek?
Cenabı Hak “Sana bir ruh verdik, o ruhu ancak Allah’a ulaşmak
için canını vereceksin” terk-i can olacaksın. Terk-i can olmadan insan
cananı bulamaz. Onun için kelamı kibarda buyruluyor:
Başını top eyleyip gir vahdetin meydanına
Kıl kaza-yı Kerbela’yı gir kendi nefsin kanına
Seyr kıl uşşak-ı Mevla nice kıyar canına
Terk-i can etmektir ancak aşk u sevdadan garaz
Demek ki insanlar terk-i can olmayınca cananı bulamaz.
9 İbrahim 14:7

