Page 85 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 85
82 Gülden Bülbüllere
Evet. Demek ki mürit bir hali, fiili, ameliyle terakki eder.
Ameliyesi ibadetidir.
Zahir şeriata göre, Kitap, Sünnete göre olan ibadetidir.
Bir de bu tarikattan almış olduğu hizmeti, ibadetidir.
Fiiliyatı da yaşantısı, hareketi. Bunlara dikkat edecek.
Hal denince ne kalmış? Bunlar bunun iradesinin dışında. Yani senin
gönlüne gelen bir şey, gelmesini istemediğin halde geliyor, işte hal bu.
Elinde değil ki, geliyor.
Onun için “gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler”.
Yalnız dikkat edin. Eğer insan kalbine gelen bir şeyi, muhalif, kita-
ba, sünnete uymayan, bir şeyi gelmesini istemiyor, fakat geliyor, nefi s
getiriyor, şeytan getiriyor. Onun aklına gelmesini de istemiyor, ama
bunu atıyor, gene geliyor, atıyor, o gitti, bu sefer de başkası geldi, geli-
yor. Bunu atarsa bu cihattır.
Burada onun bir terakkisi vardır. Hal olduğu halde, elinde olma-
dığı halde, onu atar cihat yaparsa, yine terakkisi vardır. Hem de onun
muazzam bir terakkisi vardır. Akıla, mizana sığmayacak kadar onun
muazzam bir terakkisi vardır.
Neye benzetiyorlar onu? Cari, akan bir nehir var. Bazı nehirler var ki
şehirlerin içinde akıyorlar. O nehirlerin akmış olduğu şehirde hiç pislik
olur mu? Olmaz. Niçin?
Çünkü o nehir götürüyor hepsini. Bütün ev kirlerini, sokak kirleri-
ni, nehire atıyorlar, nehir alıp, gidiyor. Nehir kirleniyor mu? Kirlenmez.
Çünkü gücü var, kuvveti var. Atılanı alıp götürüyor, bırakmıyor ki.
Peki ama bir göl suyu düşündüğümüz zaman, göl suyuna insanlar
tarafından ne atılırsa atılsın, o orda kalır, götürmez, yok olmaz, orda
kalır. Kala kala ne olur? Paslanır, yosunlanır, gölü kirletir.
Demek ki burada cihat yapan bir kalp, cari bir nehir gibidir. Cihat
yapmayan bir kalp, bir göl suyu gibidir.

