Page 26 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 26

26                                                 Gül'den Bülbüllere



                                “Tembellikten de korkalım.

                                Korkaklıktan da korkalım.
                                    Allah’a sığınalım.”



                                                                  (7 Temmuz 1992)

               Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür. Hastalık bizim için nimet imiş. Sağlık
            bize Allah’ı unutturuyorsa, hastalık da Allah’ı hatırlatıyorsa hastalık bizim
            için  daha  iyidir.  Allah’ı  zikreden  hasta  vücut,  sağlam  vücuttan  hayırlıdır.
            Müslüman’ın sıkıntısı Müslüman’ın kamçısıdır, Allah’a sığındırır. Allah’ın
            azametine sığınırım. Pîrim’in de velâyetine sığınırım.
               İnsanlar Allah’ı ilme’l-yakîn bilirler, ayne’l-yakîn bilirler, hakke’l-yakîn
            bilirler. İlme’l-yakîn bilenler âlimler, Kur’ân-ı Kerîm’in mânâsını anlayanlar,
            hadis âlimleri. Ayne’l-yakîn, âbidler bilirler. Hakke’l-yakîn, âşıklar bilirler.
               Bu cemaatimiz içerisinde olmayanlar arasında daha âlim kişiler, daha zen-
            gin  kişiler  veya  daha  fakir  kişiler  var.  Fakat  onların  zenginlikleri,  ilimleri
            kendilerini perdelemiş. Zengin olup da dünyayı istemeyen zor bulunur. Çünkü
            insanlarda nefis var. İnsanlar dünyayı çok istiyorlar. Her şey makineleşmiş,
            her şey modernleşmiş. Ama Allah’a şükür bizim cemaatimizin Allah’a bir
            itikadı var ki Cenâb-ı Hak hidâyet etmiş. Velîlerini, sevdiklerini sevdirmiş.
            Allah’ın  bize  en  büyük  lütfu,  ihsânı  râbıtamızdır.  Meşâyihimizi  sevmek,
            meşâyihimize inanmaktır. Çünkü niçin?
               Gönlüme nakşoldu hubb u cemâli
               Meşâyihimin yüzünün sevgisi, gönlüme işlendi diyor.
               Terk eyledim cümle hep kîl ü kâli
               İnsanların ne varsa kalbinde var. Kalbine gelen diline geliyor. Kalbine ge-
            lenin icraatına geçiyor.
               Kîl ü kâl: Dünya arzuları, dedikodu.
               Bunları terk etmiş. Neden terk etmiş? Evliyâullâhın sevgisi onun gönlünde.
            Bu sevgi gönlünde tecellî etmiş. Her şeyi gönlünden atmış.
               Dünya perestlerin çok ise malı
               Bizim de imâm-ı zamanımız var
               İmâm-ı zaman: Meşâyih.
               Dünya perestlerin malı, mülkü çok ama benim de mürşidim var.
               Hak ile sevdiğimin var mı vebâli
               Allah için sevilen bir şeyin vebâli olmaz. Nefs için sevilen ne olursa olsun
            ağyârdır, fitnedir. Allah için sevilen bir şeyi Allah size nasip etmiş. Bu sevgiyi
            muhafaza etmek lazım. Bu muhabbettir. Nereden geliyor? Şeyh Efendimiz’in
   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31