Page 21 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 21

Tasavvuf Sohbetleri -2                                            21

               Bu güzeller beşeriyetin içerisindedir. Bu güzellik ruhtadır. Erkek, hanım
            diye ayırt edilmez. Erkeklik, hanımlık cesettedir. Ruhta erkeklik, hanımlık
            yoktur. Yeter ki insan ruhunu makamına ulaştırsın. Ruhunu nimetine kavuş-
            tursun. Ruhun nimeti nedir? Makam nedir? Allah’tır. Yeter ki ruhunu Allah’a
            ulaştırsın.
               Ruhun yolunu kesmemek lazım. Kapatmamak lazım. Ruhumuz Allah’a ne
            ile gider? Aşk ile gider. İlim götürür, ancak yolun yarısını götürür. Tamamını
            götüremez. Âlimler eğer yolun tamamını bitirmiş olsalardı, tasavvufa girmez-
            lerdi.  Tarîkata  girmezlerdi.  Zâhir  ilimleri  ile  velî  olurlardı.  Kemâl  sahibi
            olurlardı. Bir cesedimiz var. Evliyâullâhın da bir cesedi var. Bir cisim sahibi.
            Onda da bir ruh var. Yalnız ondaki ruh Allah’a gitmiş, gelmiş. Onun için bakınız:
               Bunlar ruh-i musaffâdır ki cem’ül-cem’e varmışlar
               Cemi’den farka gelmişler vekil-i Mustafâ’dır pir
               Cem’den mânâ Allah’tır. Cem’ül-cem; Allah’a vasıl olmak.
               Kazanmış insanların yılları ayları cennette geçse farkına varmaz. Niçin?
            Kazanmış onu. On bin sene kalsa dert gelmez ona. Çünkü oranın zevkine
            varmış. Kalkarken eline defteri verilecek. O defter sağlam. Çünkü o defteri
            tetkik eden melekler var. Uçakla yolculuk yapanlar bilirler. Uçağa bindiği
            zaman orada görevliler var. Kaç elden geçtikten sonra insan yerini bulabiliyor.
            İşte, amel defteri sağlamsa onu kısa yoldan geçirirler, günahı yoksa.
               Ama günahı var, sevabı varsa onun hesabı görülecek. Sevabı günahından
            fazla olursa şefaati kazanıyor. Resûlullâh şefaat ediyor. Hatta bir velînin de
            şefaati oluyor. Ama sevabımız günahımızdan fazla olacak.
               Günahımız sevabımızdan çok olursa cehenneme gideceğiz. Bir de var ki
            ne sevabı var ne de günahı var. O da illâ cehenneme gidecek. Niçin? Helal
            malın edâsı var. Haram malın azâbı var. Helal malın hesabı görülecek. Bu
            hadisi şerif:
               “Helal malın hesabı var, haram malın azâbı var.”
               Bu dünyaya bir defa geldik bir daha gelemeyiz. Fırsatı ganimet bilmeliyiz.
               Bu dünyada bir insanın başına üç devlet konarmış:
               •  İlim
               •  Gençlik
               •  Varlık
               Ama bu varlık sadece dünya varlığı değil. Hem de âhiret varlığı, iman
            varlığı.
               İnsanların üç şeyden korkması lazım.
               •  Ayrılık
               •  Yoksulluk
               •  Ölüm
               Bu ayrılık ruhun ayrılığı, yoksulluk amel yoksulluğu, ölüm zaten herkesin
            bildiği, korktuğu bir şey.
               Ölümden korku sözde kalıyor. Bu inanmayanlar niçin ölümden korkmu-
            yor? Halbuki ölümden biz korkmayacağız. Amel ve iman zayıflığı var da onun
            için korkuyoruz. Sağlam bir imanımız olsa Allah’a ayne’l-yakîn yaklaşsak,
   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26