Page 25 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 25

Tasavvuf Sohbetleri -2                                            25

               Evliyâullâh sâfiye makamına ulaşıyor.
               Onlar ruh-i musaffâdır
               Musaffâ: Sâfiye makamında. Sâfiye demek silinmiş bir aynadır. Ancak
            karşısına düşen cisimleri gösterir. Kendisini göstermez. Ama tozlu bir ayna
            sadece kendi cismini gösterir. Karşısına geçenleri göstermez.
               Ruh-i musaffâ demek silinmiş. Ne silinmiş? Mal sevgisi, evlat sevgisi, ilim
            sevgisi, amel sevgisi, cennet sevgisi hepsi gitmiş. Allah sevgisi ile beraber
            kalmış. Gönlünde Allah’tan başka bir şey yok. Sâfiye makamı budur.
               Onlar ruh-i musaffâdır ki cemü’l-ceme varmışlar
               İşte sâfiye makamına ulaşanların Allah’tan gelen ruhu Allah’a ulaşıyor.
            Cemü’l-cem  oluyor.  Allah’ın  varlığına  ulaşıyor.  Allah  ile  birleşiyor.  Bu
            haktır, vardır.
               Mademki: “Her şey aslına rücû edecek.” buyuruyor. Öyle ise bu ceset
            toprağa rücû ediyor da ruh niye gitmesin? Gidecek ama ne ile gider? Vâsıta
            ile gelmiş, vâsıta ile gider. Bu vâsıta meşâyih.
               Cenâb-ı Hak: “İleyhi’l vesîlete (bir vesile arayın).” buyuruyor.
               Allah’tan geldiniz Allah’a gideceksiniz ama Allah’tan bir vesile ile geldi-
            niz. Bir vâsıta ile gideceksiniz. Bu da:
               Çok çektim ise iftirâk
               Kalmadı gönlümde merak
               Aşkım bana oldu Burak
               Görün beni aşk neyledi
               Ahiri derviş eyledi
               Derviş:  Her  şeyden  geçmiş,  gönlünde  Allah’tan  başka  bir  şey  yok.
            İnsanların gönlündekileri silen ne oluyor? Allah sevgisi. O da mürşitsiz olmaz.
            İnsanların  gönlündeki  arzuları  götüren  ne  oluyor?  Allah  sevgisi.  Kalbinde
            Allah’tan başka arzu varsa için başka, dışın başka oluyor.
               Mevlânâ Hazretleri: “Olduğunuz gibi görünün. Göründüğünüz gibi olun.”
            buyuruyor.
               Bunlar çok çetin, çok kolay. Yapana kolay, yapamayana çetin. Halbuki in-
            sanlara yapamayacağı bir şey emredilmemiş. Ama bunlar inanca bağlı, itikada
            bağlı.  İnanmak  bir  de  inanılanı  yaşamak.  Şeriat,  tarîkat,  hakikat,  mârifet.
            Allah’tan gelen ruhu Allah’a ulaştırmak için bu dört şey vâsıtadır.
               Bir defa şeriatsız tarîkat olmaz. İsterse Peygamber Efendimiz mürşidimiz
            olsun.
               Kabiliyyet bizde olmazsa meşâyih neylesin
               İster ise mürşidi olsun Muhammed Hazreti
               Şimdi bu salona girmek için kaç kapıdan geçerek girdiniz. İşte bunların
            yolları birbirinin içinden geçiyor. Tarîkatın yolu şeriattan geçiyor.
               Meşâyihe  teslim  olup,  himmetini  alırsak  o  zaman  tarîkatı  anlayabiliriz.
            Hak olduğuna inanacağız.
               Sermâye bu yolda hemân
               Teslim ol şeyhine inan
               Bizim irademize, sa’yımıza bağlı olan şeriattır.
   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30