Page 28 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 28

28                                                 Gül'den Bülbüllere

            yihimiz.  Bazı  hocalar  faiz  haramdır,  yemeyiniz  der;  kendisi  yapar.  Hile-i
            şer’iyye getirir. Bazı insanlar vardır ki bize yanlışı gösterir. Onun için bizi
            aldatmayan meşâyihimizdir. Eteğinden tutacağız. Meşâyihler bizi aldatmaz.
            Onlar nasıl yaşıyorsa biz de öyle yaşayacağız. İşte o zaman kurtuluruz.
               Bırak bu mâsivâ ile hevâyı
               Pîr-i Sâmi gibi bul rehnümâyı
               Delil eyle o zât-ı evliyâyı
               Bu berzâh âlemini geçmek dilersen
               Bekâ gülşânına göçmek dilersen
               Berzâh âlemi: Dünya. Masiva: Boş arzular. Rehnüma: Yol gösteren. Bekâ
            gülşânı:  Çok  safâlı  bir  yer,  gül  bahçesi,  çiçekler,  yeşillikler,  güller…  Çok
            zevkli, safâlı bir yer.
               Dünyayı sevmeyen bu karanlıktan çıkacağını biliyor. İnandığı için, dünya-
            nın meşakkatlerinin, mihnetlerinin biteceğini biliyor.
               Ama bir de var ki gafletinden dolayı çok sevdiği dünya ona ışıklı görünü-
            yor. Aydınlık görünüyor. O da karanlıkta olduğunu bilmiyor. Karanlıkta ol-
            duğunu  bilip  sevmiyorsa  onun  da  bir  aydınlığı  vardır.  Karanlıkta  olup  da
            aydınlığı, lüks’ü arıyorsa onun da bir karanlığı vardır.
               Berzâhda kalır ermez ise bu garib insan
               Envâr-ı Muhammed’le enfâs-ı Mesîha
               İnsanlar bilsinler, bilmesinler bu dünyaya garip gelmişlerdir. Eğer dünyayı
            sevmezsek bizim için her yer bir olur. Yer seçmez. Dünyayı sevenler apart-
            man, köşk, makam, mevki... Bunların hepsini ister, karanlıkta kalırlar. Onlar
            Peygamber Efendimiz’in nuruna ulaşamazlar. Enfas, Hazreti İsa’nın nefesi;
            canlı, ölü değil. Evliyâullâhın nefesi canlı nefestir. Neye isabet etse onu di-
            riltir. İnananlar ne istiyorlar? Bir nefes istiyorlar. Bir dua istiyorlar. Kelâm-ı
            kibâr:
               Nice mürde kalpleri enfâs-ı kudsün eyledi ihyâ
               Kutsal nefesi ihya etti. Eğer insanın kalbi Allah’ı zikrediyorsa diridir. Zik-
            retmiyorsa  ölüdür.  Ama  Allah’ı  zikredecek  kalp  bir  nazara  muhtaçtır.  Bir
            evliyâullâhın nefesine muhtaçtır.
               Musa Kelîmullah’tan Allah-u Teâlâ Tevrat’ın sevgisini alınca o da yalvar-
            dı. “Benim kalbimde bir boşluk oldu. Yâ Rabbî, sen bilirsin!” dedi.
               Allâhu Teâlâ ona “Yâ Musa, yanına pişmiş balık al. Yûşâ ile deryaya doğru
            yola çık.” dedi. “Balık deniz kenarında nerede dirilirse orada kalırsın.” Bun-
            lar gidiyorlar. Musa Kelîmullah Tevrat’tan başka ilim olmadığını düşünüyor-
            du. Onu da sadece kendisinin bildiğini zannediyordu.
               Evet, bunlar gidiyorlar deniz kenarına doğru. Giderlerken bir seferinde de
            Hazreti  Musa  Kelîmullah  yatıyor,  uyuyor.  Yûşâ  aleyhisselam  da  çantasını
            alıyor. O da peygamber olmuştu o sırada. Çeşmeden abdest alıyor. Çantayı
            açıp bakıyor ki balık diri, balık canlanmış. O abdest alırken bir damla abdest
            suyu sıçramış, o da balığı diriltmiş.
   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33