Page 33 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 33
Tasavvuf Sohbetleri -2 33
Allah’ın zâtına inananlar, Allah’ı tanıyanlar kimler? Tanımayanlar, Allah
yok diyenler kimler?
Ehl-i küfür var. Ehl-i şirk var. Ehl-i iman var. Ehl-i iman olmak için
Âmentü’nün altı şartına inanacak. İmanı sağlam olacak. Eğer bu altı şarttan
bir tanesi tamam olmazsa imanı tamam olmaz. Bu cemaatin içerisinde bir
tanesinin bile şüphesi olan varsa tamamlasın. Sadece inanmak değil, tatbika-
tını da yapmak lazım.
Allah bizi niçin bu dünyaya getirdi? Bizi niçin halk etti? Bizden ne istiyor?
Bizden itaat istiyor. İtaat nedir? Beni zikredin. Bana şükredin. Benim ya-
saklarımdan kaçının. İşte inanmak budur, yaşamak budur. Ben Allah’a inan-
dım. İnandım ama yiyorsun gâfil, içiyorsun gâfil. Yasaktan, emirden haberin
yok. Nasıl inanmadır bu? Bu inanma seni kurtarmaz. Âmentü’nün şartlarına
inanıp tatbikatına geçmek lazım.
Allah’a şükür. Çok şükür? Gece gündüz yüzümüzü yere koysak, şükür sec-
desi yapsak yine az gelir. Yine az gelir. Cenâb-ı Hak insanı kıymetli halk et-
miş. Niçin? Peygamber Efendimiz’i insanlardan halk ettiği için onun şerefidir.
Onun hürmetine, onun sevgisine Cenâb-ı Hak insanı kıymetli halk etti. Ama
biz de Peygamber Efendimiz’i bileceğiz. Ona da inanacağız. Ona da lâyık ola-
cağız. Ona lâyık olmak için onun sünnetlerini işleyeceğiz. Kitap, Sünnet var.
Allah’ın indirmiş olduğu Kur’ân’a inanacağız. Ne emretmişse onu işleyeceğiz
ki Allah’a itaat etmiş olalım. Sünnet nedir? Peygamber Efendimiz’in
sünnetini işleyelim ki ona tâbi olalım. Allah’ın kesin olarak emri de budur.
“Habîbim, Bana itaat eden sana tâbi olsun. Sana tâbi olmayan Bana itaat
etmiş değildir.”
İtaat: Allah’ın emirlerine, inen kitabına inanmak, yasaklardan kaçmak.
Zamanımızda ehl-i kitap çok da ehl-i sünnet az. Allah’a şükür. Biz hem ehl-i
kitabız hem ehl-i sünnetiz. Bugün zamanımızda kürre-i arz üzerinde küfür
hâkim. Bir de İslâm beldeleri var, İslâm toplulukları var, İslâm ülkeleri var.
Bunlar da ehl-i sünnet değildir. Yine Kitap, Sünnet Türkiye’de. Ehl-i sünnet
cemaat Türkiye’dedir. Evet, devlet İslâm bir devlet değil ama halk Müs-
lüman’dır. Cenâb-ı Hak bu Müslüman halkın başına İslâmî bir devlet getirsin.
Tezde, yakında onu da Allah bize göstersin.
Sadece iman bizi kurtarmaz.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “İman yanan bir ışıktır.”
O ışığı muhafaza eden ameldir. Ameli olmayanın imanı mum ışığı gibidir.
Üflenince, ellenince söner. Ama ameli olanın imanı lüks lambası gibidir. O
hiç sönmez. “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammedün abduhû
ve resûluh.” İslâm’ın şartı da Âmentü’nün şartı da hepsi kelime-i şehâdetin
içerisinde.
İslâm’ın şartı: savm, salat, hac, zekât, kelime-i şehâdet. Ama bu şart zen-
ginler için beş, fakirler için üçtür. Zenginler hac yapıyorlar, zekât veriyorlar
da onun için.
Kelime-i şehâdetin manası: “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh” Allah’tan başka
Allah yok. “Ve eşhedü enne Muhammedün abduhû ve resûluh” Muhammed
(sav) de onun hem kulu hem Resulüdür.

