Page 32 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 32
32 Gül'den Bülbüllere
“Ahlakı güzel olanlar hiç kimseyi incitmez.”
(30 Haziran 1992)
Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, hidâyeti üzerinize olsun. Cümleten hoş
geldiniz. Safa geldiniz. Safalar getirdiniz. Feyiz getirdiniz. Allah arzunuza
ulaştırsın. Allah hulusunuzun, ihlâsınızın meyvesini yedirsin. Allah hulusu-
nuzun, ihlâsınızın hududunda irşad etsin. Allah sonumuzu hayır getirsin.
Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür. Nihayetsiz şükürler olsun bu günümüze,
sıhhatimize, bu nimetimize, bu fırsatımıza. Sıhhat bu sıhhat. Gün bugün,
nimet bu nimet, fırsat bu fırsat.
Hiç nimet olur mu bundan ziyâde? Niçin? Allah’ın emrini işliyoruz. İnan-
cımızı yaşıyoruz. Allah bizi inananlardan halk etmiş. İnancımızı yaşıyoruz
Allah’a şükür. Bu zamanda inancını yaşamak kolay değil. Evet çok şükür, bin
şükür, nihayetsiz şükürler olsun. Rabb’imizin keremine, ihsânına, hidâyetine,
lütfuna, ilhamına şükürler olsun. Allah bizi Müslüman halk etmiş. Daha
bundan büyük bir nimet olur mu? İnancımızı yaşarsak, nimetimizi değerlen-
diririz. Allah daha büyüğünü verir. İnancımızı yaşamazsak bu nimeti Allah
elimizden alır. Dünyaya Müslüman olarak gelenlerin hepsi cennete gitmez.
İnancını yaşayanlar gider.
Dinimizde israf haramdır, buyrulmuş. Yemede, içmede, giymede bunları
zâyi etmeyeceğiz. Atmayacak, telef etmeyeceğiz. Zâyi olan şey israftır. İsrafta
bereket olmaz. İsrafta sorumluluk vardır. Bir de bu nimetleri zâyi etmek, israf
etmek gâfillikten gelir. Bu nimetler gafletle yenilse de atılsa da şikâyetçidir
insanlardan. Ama yediğini yer, yemediğini atmazsa o nimet onun için şefaatçi-
dir.
Bu nimetleri Cenâb-ı Hak insanlar için halk etmiş.
“Ben insanlar için sayısız nimet halk ettim.”
Bilinen, görünen nimetler sayılır. Fakat bilinenden, görünenden göremedi-
ğimiz, bilemediğimiz nimet çoktur. Onun için “sayısız nimet” oluyor.
Cenâb-ı Hak: “Bu sayısız nimetleri kulum için halk ettim.” buyuruyor.
“Beni bilsin, Bana itaat etsin diye kulu zâtım için halk ettim.” buyuruyor.
Kul beşerdir. Zâten noksan sıfattan halk etmiş Cenâb-ı Hak. Öyle, dünyaya
getirmiş. Bizim noksan sıfatımız sadece günah işlemek değildir. Günah
işleyenler Allah’a isyan ediyorlar. Onlar için azap vardır. Ama noksan sıfatı-
mız nedir? Yememiz, içmemiz, giyinmemiz, uykumuz, hasta olmamız, bir
şeyden yorulmamız, ihtiyar olmamız… Noksan sıfatlar bunlardır. Meleklerde
böyle bir şey yok. Yeme yok, içme yok, hastalanma yok, usanma yok, bir şeye
üzülmek yok. O hâlde noksanlığımızı bilelim. Rabb’imize sığınalım. Her
şeyin bizim için nimet olduğunu bilelim. Neden yararlanıyorsak, bilinen
bilinmeyen, bunlar bizim için nimettir. Kıymetini bilelim. Rabb’imize
kulluğumuzu yapacağız.

