Page 37 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 37
Tasavvuf Sohbetleri -2 37
duymuş, vermeyiz demişler. Kız bunu ağlayarak ifade ediyor. Ben de biraz
sabret dedim. Belki onlar bilmiyorlardır. Zaman zaman araya adamlar girsin.
Anlatsınlar, tarîkat şöyledir, böyledir desinler. İkna olmazlarsa eğer tarîkatı
inkâr eden anne-baba Müslüman değildir. Müslüman olmayan anaya-babaya
itaat edilmez. Kaç git. Çünkü niçin? Mekke’den Medine’ye hicret ettiler.
Kızlar annesini, babasını bıraktı gitti. Oğlan da annesini, babasını bıraktı gitti.
Hanımı beyini bıraktı gitti. Beyi evini bıraktı gitti. Zaten tarîkatı inkâr
küfürdür. Küfür ile imanın bir zıtlığı vardır. Küfür ile iman bir arada
yaşayamaz. Bir Müslüman bir kafirle evlenemez.
Soruyoruz kızcağıza:
— Bunlar namaz kılıyorlar mı?
— Hayır, babam hiç kılmaz. Annem de bazen kılar.
Kendisi namaz kılmıyor. Tarîkata girene de kızını vermek istemiyor. Ne
acıklı şeyler. Bunların hepsi işte zamanımızın cehaletinden. Amelden ilimden
uzaklaşmaktandır.
Evet, Allah şimdi bize bu nimeti nasip etmişse bizim de size ifâdemiz:
ahlak-ı hamîde sahibi olun. Kötü ahlaklarınızı atın. Ahlak-ı hamîde sahibi ol-
mak için herkesçe sevileceksiniz. Hiç kimseyi incitmeyeceksiniz. Sen kimseyi
incitmedin ama olur ya incinmiş olabilirsin. Akrabandan, yakınından, ihvan
kardeşinden… Belki olur, beşerdir; imtihan içindir belki.
İmtihan için geldik dünyaya. İhvan arasında da imtihan vardır. İhvan
arasındaki imtihan şudur ki: Terakkîmiz icap ediyor, terakkî için bir vesile
olacak. Ne olacak terakkî vesilesi? Bir taraftan meşâyihimize olan inancımız,
bir taraftan onu kendimize örnek edineceğiz. Ona lâyık amellerimiz… Bir
taraftan onu sevenleri seveceğiz. Hiç kimsede kusur görmeyeceğiz ki terakkî
edebilelim. Durup dururken terakkî edilebilir mi? Bir de insanların faziletine
de bir terakkî vardır. En büyük terakkî, en büyük yükselme “ahlak”. İnanç,
amel olacak tabii. İnancı, ameli olmayanın ahlakı çok güzel olsa bile onlar
nedir? Ancak ehlileşmiş hayvan gibidir.
Mesela bir ayıyı düşünelim: Yabani hayvanlar var. Canavarın yavrusu var.
Alıyorlar ehlileştiriyorlar. Köpeklerle beraber koyunları bekliyor, koyunlarla
beraber yaşıyor. Ne hayvana saldırıyor ne insana saldırıyor.
Bugün gayrimüslimlerde, kafirlerde, ecnebilerde birbirlerine karşı sevgi
var. Birbirlerini incitmiyorlar. Ama ehlileşmiş hayvan gibidirler.
İslâm’da hem ahlak hem amel hem de iman olacak terakkî etmesi için. İşte
bazı imanı olanlar var ama ameli yoktur. İmanın kıymeti amelledir. Bir de
güzel ahlak vardır. Ne olur? O insan terakkî eder, eder, yükselir, yükselir. Me-
leklerden üstün olur. Cenâb-ı Hakk’ın emri, Peygamber Efendimiz’in emridir
adap:
“El-hayâu mine’l- imân. (İman nerede, hayâ oradadır.)”
Herkese iyilik yapmayı düşüneceğiz. Kötülük yapmayı düşünmeyeceğiz.
Bir de o uğradığımız eziyetten dolayı bağışlayacağız. Kin gütmeyeceğiz.
Bağışlamazsan Cenâb-ı Hak senin hakkını ondan alır. Ama bağışlarsan sana
oradan mükâfat verir. Niçin? Af O’nun sıfatıdır.

