Page 35 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 35

Tasavvuf Sohbetleri -2                                            35

               Bizi Cenâb-ı Hak tarîkat ehli halk etmişse, bize de ayrıca bir nimet ihsân
            etmiş ki bizde bir havf var. Bu havften dolayı kurtulacağız.
               Cenâb-ı Hakk’ın emri bu: “Muttakî olunuz. Muttakî olan kurtulur. Sizin
            müttekî  olanınız  Allah’tan  korkanınız.”  Cenâb-ı  Hak  yine  buyuruyor:
            “Dünyada havf duyana, âhirette havf yok.”
               Dünyada  havf  duymayana  âhirette  havf  var,  korku  var.  Onun  için  çok
            şükür tarîkata girmişiz, mürşidimiz var. Mürşitlerin sayesinde kurtulmamız
            kolay olacak. Onlar bizi kurtarmak için Cenâb-ı Hak’tan yetki almışlar.
               Cenâb-ı Hak onlara yetki vermiş.
               Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Sâdıklarla olun.”
               Sâdıklar velîler işte. Peygamberler olmadığı zamanlarda kim ki  velîleri
            tanımış, kim ki velîleri sevmiş, kim ki velîlere tâbi olmuş, onlar kurtulmuşlar.
               Kur’ân-ı  Kerîm’de  bir  hakikat  var.  Nedir  bu  hakikat?  Ashab-ı  Kehf’in
            macerası. Tarsus’ta yerleri var. Her taraftan insanlar gelip ziyaret ediyorlar.
            Cenâb-ı Hak bize Kur’ân-ı Kerîm’de bildirmiş. Ashab-ı Kehf denilen yedi
            kişi,  o  zamanki  halkın  içerisinden  inançlarını  yaşamışlar  ve  yetişmişler.
            Velîler  bunlar.  O  zamanın  hükümdarı  kendisinden  korkarak,  saltanatından
            korkarak bunları asıp kesmek için arıyor. Bunlar bir ara şehirde şurada burada
            gizlenmişler, olmamış. Şehirden on iki km uzakta bir dağa gitmişler. Dağın
            içerisindeki bir boşluğa, mağaraya girmişler. Orada Allah bunlara bir uyku
            vermiş. Yalnız bu arada Kıtmir -köpek- takılıyor peşlerine. Onlarla mağaraya
            giriyor. Çünkü onlar hayvanları da incitmezler. Hayvanları da hor görmezler.
            O nedenle köpek de onlarla beraber olmuş. Mağarada 309 sene uyumuşlar.
            Kaç defa yönetim değişmiş.
               Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Biz onları sağdan sola,
            soldan sağa çevirdik.”
               Uyandıkları  zaman  birbirlerinin  yüzlerine  bakıyorlar  ki  saçları  uzamış.
            Sakalları  uzamış.  Uyandıkları  anda  bir  açlık  hissediyorlar.  Bir  de  güneşe
            bakıyorlar. Bunlar mağaraya girdiği zaman güneş kuşluk yerinde iken, şimdi
            bakıyorlar ki ikindi yerinde. Bir kısmı yarım gün kaldık diyor. Bir kısmı bir
            gece kalmışız diyorlar. Neyse bir tanesini şehre ekmeğe yolluyorlar. Fırıncıya
            para verince, fırıncı bileğinden tutuyor. Sen hazine bulmuşsun diyor. Bunu
            polise veriyor. O da diyor ki bu benim ekmek param. Arkadaşlarım da var
            deyince filan yerde mağaradayız diyor. Mağaraya gidip bunları tektik ediyor-
            lar.  Hüviyetlerine  bakıyorlar.  Üstlerine,  başlarına  bakıyorlar.  Tatiyos’un
            parası üzerlerinde. 309 sene geçmiş olduğunu tespit ediyorlar.
               O zamanki hükümdar bunları serbest bırakıyor. Ama bunlar istemiyorlar.
            “Yâ Rabbî, diyorlar, o zamanki insanlarla bu zamankiler çok değişmiş. Bizim
            canımızı al diyorlar.” Ölüyorlar. Köpek de onlarla beraber uyuyor. Onlarla
            beraber diriliyor. Onlarla beraber ölüyor.
               Allah da bize bildiriyor ki: “Cennette o köpek ebediyen onlarla beraber
            yaşayacak.”
               Hiçbir köpeği diriltmeyecek. Fakat o köpeği diriltecek. Niçin? O velîlere
            takıldı gitti diye. Onları sevdi diye. İşte Cenâb-ı Hak burada “Sâdıklarla olun”
            buyuruyor.  Sâdıklarla  olursanız,  âhirette  de  onlarla  beraber  olacaksınız.
   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40