Page 276 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 276

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   273

          bir şey dileyemeyecek. Hep kendilerinden korkacaklar, peygamberler
          de kendilerinden korkacaklar, nefsî nefsî diyecekler. Ama o zamanda
          bir tek Allah’a karşı ricada bulunan, dileyen, murat sahibi olan, Pey-
          gamber Efendimiz olacak. Hiçbirisi korkularından havfl erinden  bir
          dilekte bulunamayacaklar. Ama Peygamber Efendimiz birinci dileme-

          sinde Allah’ın gadabı hafi fleyecek, şiddeti azalacak. O azalmada misal
          nasıl ki güneş doğunca en evvel ışığı yükseklere vuruyor. Sonra sonra
          aşağılara iniyor değil mi? İşte Allah’ın rahmetinin tecellisinde gadabının
          teskin olmasında en evvel peygamberler yararlanacak. Peygamberlerin
          üzerinden havf kalkacak. Ondan sonra onlar da ümmetlerini dileyebi-
          lecekler. Bu divan’da geçiyor.
               Cemî-i enbiyâ cümle sana hep ümmet oldular
               Hüviyyet bâbının miftâhı sensin yâ Resûlallah
            Buyurmuş. Miftah: anahtar demek, bâb: kapı demek. Sen hüviyet
          kapısını açacaksın herkesin hüviyetini sen vereceksin, diyor.
            Evet, efendiler Allah’a şükür. Bu işte “çok ihsan var bu ihsandan
          içeri”. Dört tanesini herkesçe malum. Sence bence herkesçe malum.
            Niye malum olmasın birinci ihsan Allah bizi Müslüman halk
          etmiş.
            İkinci ihsan habibine ümmet etmiş.
            Ondan sonra üçüncü ihsan fesat ümmetten değil itaat ümmetten
          etmiş.
            İtaat ümmetten de seçmiş; tasavvuf ehli, tarikat ehli velilerini sev-
          dirmiş bize. Sevdiren Allah, bildiren Allah; bu üçüncü ihsan oldu dör-
          düncü ihsan. Artık o çoğunluğu da tarikatın içerisinde tarikatı anlar
          yaşar, o ihsanların çoğunluğuna da ulaşır. O da işte buyuruyor ki;
               Himmet-i evliyâ bize yâr iken
               Şâh-ı Nakşibendî ser-hünkâr iken
            Ser hünkâr demek: hünkâr eskiden ülke padişahlarına hünkârım
          demişler. Bu da tabii ki ülke padişahı değil manevi padişahlar. Manevi
   271   272   273   274   275   276   277   278   279   280   281