Page 279 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 279
276 Gülden Bülbüllere
Ama nehri de bulmak için yine nehirden küçük ırmaklar var. Bu
ırmakların hepsi de nehri bulamıyor. Nehri bulmayan da deryaya gi-
demiyor. Çok ırmaklar var ki mesela nehre gidemiyorlar, gitmiyor.
Ama gidenler de var. Mesela memleketimizde Fırat, Dicle gibi kaç tane
nehirler var ama bunların karşısında çok daha büyük sular da var ki
onlar deryadan yoksun kalıyorlar çünkü nehri bulamıyorlar ki deryaya
gitsinler.
Bir ufak su, bir küçük parmağım kadar çıkan bir su eğer büyük suya
karışıyorsa, büyük su da daha büyük suya karışıyorsa deryayı buluyor.
Bir büyük su da olsa, nehri bulamazsa eğer deryayı bulamaz.
Bu büyük sudan mana: zahir ilim sahipleri.
En ufacık sudan mana: bir meşayihe inanmış, teslim olmuş, bir mü-
rittir. İşte onun için bak;
Seni hayvân iken insân eder şeyh
Bu ne demektir?
Mevlana’nın;
- Ne olursan ol, yine gel, demesidir.
Bu da ne demektir?
Nakşibendî Efendimizin;
- Bizim tarikatımız günahkârlar tarikatı, günahını bilenler, eline
alanlar gelsin. Günahını bilmeyenleri biz istemiyoruz, demiş.
Onun için bu ne demek?
Hakikaten bunu kimse bilemiyor. Bu da Allah’ın lütfü ihsanı değil
mi canım, bildiren Allah değil mi?
Mesela bizim bu çok yakın zamanımızda buraya gelmeden evvel
Bursa’ya beş günlüğüne gittim. Bursa’da büyük bir caminin altında vak-
fın şubesini kurmuşlar, orayı da kiralamışlar. Orada sohbetimiz beş gün
boyunca oldu, doluyor, sadece Bursa değil etraftan da geliyorlar. Orada
Hacı Salih Efendi isminde büyük bir âlim var. Tasavvufa evvelden kar-
şıydı ama şimdi biraz yumuşamış ama zahirde bilinmiş bir âlim. Önce-

