Page 54 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 54
54 Gül'den Bülbüllere
Bütün kapanmış kapıları, kilitlenmiş kapıları tevâzu açar. Tarîkatımızın
büyük ameli tevâzudur. Tarîkatımızda kemâlât; takvâ olmaktır, havf’dır.
Mahviyet: Yokluk. Yokluktan mahviyete düşmüşse yetişmiş oldu. Kâmil,
kemâl sahibi oldu.
Her gördüğünü Hızır bil
Demek tevâzu ehli ol demek.
Her geceyi Kadir bil
Her geceyi Kadir gecesi gibi ihyâ et. İşte bizim her gece kıldığımız
teheccüd namazımız çok makbul.
Fırsatı ganimet bil
İnsanlar dünyayı gençlikte kazandığı gibi âhireti de gençlikte kazanıyor.
İhtiyarlıkta kazanmak zor. Bu gençliğimizi hep dünyaya sarf etmeyelim. Dün-
ya bizi aldatır, bizi zarara uğratır.
Cenâb-ı Hak: “Biz Kur’ân’ı insanlara gönderdik. Biz Peygamberi insan-
lara gönderdik.” buyuruyor.
O hâlde Kur’ân’a ve Peygamber’e uymayanlar insan değil, hayvan. Bu
cesedin içinde bir sıfatın var senin. İç âlemi var insanların. Dışardan bakınca
süslü, püslü çok güzel görünen o ceset; şeriatsız ve tarîkatsız ise hayvan
gibidir. Kim nasıl sıfat kazanmışsa o sıfatla gidecek.
“Vesîka’llezine keferû ilâ cehenneme zümerâ. (O kâfirler, zümreler hâlin-
de cehenneme sürüldü.)”
Cennet zümresi, cehennem zümresi. Cennet vesîkası verilirse cennet huri-
leri çok ihtişamla, çok hürmetle, şerefle seni okşayarak, severekten cennete
götürecekler.
Ama cehennem vesîkası eline verildi ise ellerinde demirden çomaklarla
vura vura cehenneme götürülecek. İşte bunlardan kurtulmak lazım. Allah bizi
insan halk etmiş. İnsanlığımızı bilelim. Bunun için görevimizi yapalım. Göre-
vimizi yapamazsak insanlığımız tamamlanmış değil.
Allah hepinizden râzı olsun. Bugün sohbet olmasın diye çok ısrar ettiler.
Olsun da görüşelim. Helallik alırız dedim. Hakkınızı helal edin. Gitmek var,
gelmemek var. Allah canımızı sağ ederse, bir düzelme olursa biz de arada
geliriz. Sağlık olursa Ramazan Bayramı’nı İstanbul’da yaparız. Kurban Bay-
ramı’nı burada yaparız. Yapılacak bir işi tezden bitirmek istiyorum. Yaratılış
bu. Bizim bu dolaşmamızı burada bütünleştirmemiz böyle yaptı. İki aydır
dışardayız. İki ayı da geçti. Karadeniz Bölgesi, Doğu, Güneydoğu Anadolu,
Akdeniz Bölgesi… Böyle dolandık geldik. Şekerimiz de çok yükselmiş,
insülin iğnesi veriyorlar. Biz de İstanbul’a gitmeden kullanmayacağız.
Yiyelim, içelim ama Cenâb-ı Allah’ın bir emri var. Emri hududunda olsun.
Emrin dışına çıkınca Mevlânâ’nın bir sözü vardır:
“Herkes hür olunca sevinir. Ben kul olunca sevinirim.”
Günahı-sevabı, hayrı-şerri bilmeyen insan var ya -affedersiniz çok affe-
dersiniz- yaylalarda otlamış, derelerde su içmiş gibidir.

