Page 58 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 58

58                                                 Gül'den Bülbüllere

            Kürre-yi arzda. Burada Mecnun’dan mânâ bir evliyâullâhı seven müritlerdir.
            Leyla’dan mânâ evliyâullâhtır.
               Bir Leylânın Mecnûnuyam
               Çünkü neden? Evliyâullâhta olan bir sıfat nuru vardır. Hatta evliyâullâhta
            zât  nuru  vardır.  Evliyâullâhı  sevmek  Allah’ın  sıfatlarından  dolayıdır.
            Evliyâullâhta Allah’ın sıfat nuru vardır. Allah’ın sevdirdikleri görür.
               “Bilene, görene…
               Köre ne?”
               Bilenlere, görenlere. Ama görmek mühim değil. İnanmak mühim. Zâhirde
            bu göz onu görmese de ceset onu bilmese de ruh onu hissediyor. Zaten tarîkata
            girmek,  tarîkatı  yaşamak  ruh  ile  oluyor.  İnsanın  ruhu;  tarîkatı  hissediyor,
            anlıyor.  Bunu  anlamak,  evliyâullâhın  velâyetine  inanmaktır.  Görmüş  veya
            görmemiş. Görmemişse, görmüş gibi inanmış. Evliyâullâhta olan kutsiyeti,
            onda  olan  mahâreti,  onda  olan  kudreti  hissetmiş.  Evliyâullâhta  Allah’ın
            sıfatları tecellî etmiştir. Bu sıfatlar müridi cezbediyor. Zâhirde o da bir insan.
            Yiyor, içiyor, yatıyor, kalkıyor, oturuyor, alıyor, veriyor. O nasıl bir insan?
               Kapında kul var, sultandan içeru

               Ete, kemiğe büründüm
               Yunus diye göründüm
               Etten kemikten maksat, cesedini kastediyor.
               “Kapında kul var, sultandan içeru”
               Burada  ruhtan  bahsediyor.  Ama  o  ruh  makamına  ulaşmış.  Onun  ruhu
            Allah’a  ulaşmış.  Allah’ın  zâtına  ulaşmış.  Akar  sular,  katreler  deryaya
            karışıyorsa... Sanki o insanların ruhu deryadan gelmiş yağmur katresi. Yağ-
            mur katreleri birleşirse, suya karışırsa suyla beraber nereye gider? Deryaya
            gider.  Kürre-yi  arz  üzerinde  kaynar  sular  var.  Bunlar  nereden  geliyor?
            Deryadan  geliyor.  Bunlardaki  bu  hareket  ne?  Bu  akım  ne?  Yine  deryaya
            gitmek.
               “Her şey aslına rücû edecek. Her şey aslına rücû eder.”
               Öyle ise, bu suların aslı derya. Deryadan geldikleri için, deryaya gitmek
            isterler. Ama hepsi gitmez. En ufak bir su deryaya gider de belki büyük su
            gidemez. Deryaya giden nehirler var. O küçük su nehre karışırsa, nehir de
            deryaya gider.
               İnsanların ruhu Allah’tan gelmiştir. Allah’a gitmek ister. Kendi kendine
            gidemiyorsa,  kendinize  bir  vesile  arayın.  Onun  için  evliyâullâh  vâsıtadır.
            Evliyâullâhı  bilmezse,  evliyâullâhı  bulmazsa,  evliyâullâhın  uhdesinden
            geçmezse Allah’ı bulamaz. Evliyâullâh kul ile Allah arasında bir vâsıtadır.
            Zâhiri cesedi, bâtını ruhudur. Bizde de ruh var ama bizimki katre.
               İnsan on beş yaşına girince iki yolun kavşağındadır. Birisi cennet, diğeri
            cehennem yolu. Sağı cennet yolu, solu cehennem yolu. Şimdi sağcı, solcu di-
            yorlar ya. İslâm’ınki ne sağ ne sol. İslâm’ın sağı solu nedir? İslâm’ı yaşamak,
            yaşamamaktır. Peygamber Efendimiz Miraç yaptığı zaman, Miraç’ta bütün
            Peygamberlerin ruhları ile görüştü. Gitti Âdem babamızla da görüştü. Ona da
            selam verdi. Altıncı semâda görüştü, selam verdi ona.
               — Selamün aleyküm, yâ Ata.
   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63