Page 60 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 60

60                                                 Gül'den Bülbüllere



                             “Meşâyihe sadece sevgi ile değil,

                               ahlak ve amel ile de bağlan.”


                                                                           (1992)

               İnsan zengin olur. Fakat gönlüne girmemişse fakirdir. Zengin ama fakir
            gönüllü. Gururu yok, kibri yok. Zenginliğini Allah yolunda harcıyor. Zenginin
            iki ameli vardır. Eğer mâlî amelini yaparsa zengin. Onun zenginliği onun için
            nur olur. Cennet amelle kazanılır. Mâlî amel de var. Bedenî amel de var.
               Mâlî amel: Hac, zekât, sadaka-yı cariye. Halka hizmet götürürse bunlar
            sadaka-yı cariyedir. Cami, medrese, çeşme, yol, köprü, okul bunlar sadaka-yı
            cariyedir. İnsan ölüp gitse de sağ imiş gibi amel defteri kapanmıyor. Zengin
            olup fakir gönüllü olursa “zülcenâheyn” olur. Onun zenginliği onun gönlüne
            girmez. Gönlünü meşgul etmez. Fakirleri yedirir, fakirleri giydirir. Bütün ihti-
            yaçlarını giderir. Halka hizmet yerleri açar. Onun zenginliği nurdur.
               Bir zengin daha vardır ki zevkine dalmış, sefâsına dalmış. Meşk yerlerinde
            bütün  harcamalarını  meşkine  sarf  ediyor.  Onun  zenginliği  nârdır.  Birisi
            cenneti kazanıyor, diğeri cehennemi kazanıyor.
               Fakir  olur  da  zengin  gönüllü  olursa  o  da  zülcenâheyn.  Fakir  ama  hiç
            kimsenin zenginliğinde, malında gözü yok. Hâline râzı olmuş.
               Âlim olmuş, cahil gönüllü o da zülcenâheyn. Âlim ama ilminden dolayı
            kendisinde gurur, kibir yok. Kendisini üstün görmüyor. Câhil, isyan eden de-
            mektir.
               Su ile topraktan halk edilen ceset, su ile topraktan yapılan Beytullâh’a yö-
            nelmezse ibadet kabul olmaz.
               Cenâb-ı  Hak:  “Ben  yerlere,  göklere  sığmam  mümin  kulumun  kalbine
            sığarım.” buyurmuştur.
               Gönül sahibi, evliyâullâhın kalbi. Hakikatte Beytullâh insanların kalbidir.
            Ama o kalp açılmış bir kalbe bağlanacak ki irşadın anlamı o.
               İlim de insanları irşad etmez, amel de irşad etmez. Eğer ilim irşad etseydi,
            Mevlânâ Hazretleri’ni irşad ederdi. İmamı Rabbâni Hazretleri’ni irşad ederdi.
            Daha  çok  büyük  âlimler  onları  irşad  ederdi.  Demek  ki  insanların  ilmi  bir
            nimetin kapısını açamıyor. O kapıyı açan evliyâullâhtır. Meşâyih olmadan o
            kapı açılmaz.
               Gönül sahibine gönülden bağlanmak.
               “Allah’ın ipine sarılın.” diye bir ayet var ya bu sevgidir.
               Görünen bilinen bir ip yok aslında. Bu bir sevgidir. Meşâyihi sevecek ki
            Allah’ı bulacak.
               Rumuzlu ayetleri açan hadisler oluyor. Hadisleri de açan kelâm-ı kibârlar
            oluyor. Bir kelâm-ı kibâr:
               İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh
               Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah
   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65