Page 63 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 63
Tasavvuf Sohbetleri -2 63
yiyeceğim?” dedi. Cenâb-ı Hak onu tenkitle: “Yâ Mel’un! Benim ismimi, Ha-
bîbim’in ismini anmadan yiyip içenlerin yediği senin olsun.” dedi.
Onun için lokmamız helal olacak ve ayık yiyeceğiz. Tıka basa doldur-
mayacağız. Midede teneffüs payı olmazsa rahatsız eder bizi. Rahatsız olunca
sıhhat olmaz. O zaman ibadet sağlıklı olmaz.
Nebî, Sıddîk, Selman, Kâsım estü Câfer-i Tayfûr
Ki ba’dez bul Hasan şud bu Ali vü Yusuf est Gencûr
Tayfûr da (Beyazıd-ı Bestâmî) Evlâd-ı Resul’den. Câfer-i Sâdık Hazret-
leri’ni görmüş. Onun rûhâniyetinde yetişmiş. Hacca niyetlenmiş. Halk tarafın-
dan sevilmiş, tanınmış bir meşâyih.
Hac zamanı gelmiş, hazırlanmışlar. Öyle bir saat gelmiş. Toplanacaklar,
Beyazıd-ı Bestâmî Hazretleri’nin başkanlığında Hacc’a gidecekler. O belli
saat ve o belli yere toplanmışlar. O gelmemiş. Niye gelmedi diye merak
etmişler. Bir adam yollamışlar.
— Ben gelemiyorum, demiş.
Bütün hacılar demişler ki:
— Ne eksiğin varsa tamamlayalım. Paran mı eksik nedir, diye sormuşlar.
— Yok, demiş. Mazeretim var, siz gidin Allah kabul etsin.
Gelemiyorum demesindeki sebep de şu imiş: Sabahleyin belli bir yere
toplanıp gideceklermiş. Akşam 6-7 yaşlarında bir çocuk ağlayarak gelmiş.
— Niye ağlıyorsun, demiş.
— Şurada et pişirip yiyorlar da bana vermiyorlar, demiş.
Kalkmış çocuğun dediği yere gitmiş. Bakmış ki yıkık dökük bir bina. Etra-
fında duvarlar var, üstü yok. Orada da et parçaları var. Bir tarafta da pişiyor.
— Demiş, niçin bu çocuğa et vermediniz? Ağlayarak yolladınız.
— Haramdır diye vermedik, demişler.
— Nasıl olur? Size helal olan şey ona niçin haram olsun?
— Kaç gündür açız. Açlıktan ölmeyelim diye deredeki leşin etinden kestim
getirdim. Onu pişiriyoruz, demiş.
Bunu duyunca Hac masrafının parasını onlara veriyor. Gitmemesinin
sebebi buymuş. Bunu açıklamıyor. Hacc’a gitmiyor. O yıl hacılar Arafat’ta
Vakfe’de iken gâipten öyle bir nidâ geliyor ki:
— Ey hüccâc, bu seneki sizin haccınızı Beyazıd-ı Bestâmî Hazretleri hür-
metine kabul ettim.
Bir kaynaşma oluyor. Kim bu Beyazıd-ı Bestâmî diye soruyorlar? Fars
hacılarını buluyorlar. Kim olduğunu anlıyorlar.
Demek ki insan ölmemek için haram olan bir şeyi de ölmeyecek kadar yer-
se haramlığı kalkıyor. Bu zamanda haram-helal ayrılığı kalmamış. Peygamber
Efendimiz’in emri var:
“Ümmetimizin üzerine öyle bir zaman gelecek ki ribâ yemeyen kalmaya-
cak. Yemeyenin de burnuna kokusu gelecek.”
Bu da şudur ki: Evet, benim faizle işim yok, diyebilirsin. Senin yok ama
kardeşin, oğlun, yakın akraban… Bunlar yapıyorlar. Bir bardak çayını içmen,
kokusunu alman demek oluyor. Tarîkatımızda üç şart vardır:

