Page 64 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 64

64                                                 Gül'den Bülbüllere

               •  Abdestli  olmak.  Abdest  Müslümanın  silahı.  Abdestli  olan  insan  her
            zaman her ibadete hazır demektir -özrü olursa başka-.
               •  Lokmada ihtiyat. Helal lokma aramak. Helal lokma yemeye dikkat et-
            mek, şüpheli şeylerden kaçmak. Ama şimdi her şeye şüphe girmiş. Şüphe var.
            Ama kaçmak nasıl olacak? Allah’a sığınırım.
               Cenâb-ı Hak: “Muttakî olun.” buyuruyor.
               Takvâ sahibi olan kurtulur. Olmayan kurtulamaz. Ama takvâ sahibi olan
            kim? Cenâb-ı Hak yine bir işaretle bildiriyor:
               “Sizin en çok muttakî olanınız en çok Allah’tan korkanınız.”
               İşte şimdi muttakînin zamanıdır. Allah’tan çok korkacağız. Allah’a sığına-
            cağız.
               •  Hıfz-ı nisbet. Muhabbetini muhafaza edebilmek. Muhabbetini taşırma-
            yacak, bildirmeyecek. Muhabbeti neden zarar görüyorsa, muhabbetine zarar
            getirecek her şeyden sakınması lazım.
               Onun için bizim Şeyh Efendimiz buyurdu ki: “İhvanlar kitap okuyun. Ama
            okuduğunuz  kitapla  tarîkatımıza,  mürşidimize  daha  çok  muhabbetiniz
            geliyorsa  o  kitabı  okuyun.  Eğer  o  kitabı  okumakla,  mürşidimize  eksiklik
            oluyorsa okumayın.”
               Nitekim falan zamanda bir memlekette bir çatlama, patlama oldu ihvanlar
            arasında. Bir hoca İmam-Hatip okulunu bitirmiş. Gelmiş ihvanların içerisine
            kitap okumuş. Bizim tarîkatımız sohbet tarîkatı. Bizim ihvan kitaptan bir şey
            anlamaz.  Bizim  ihvanımız  sohbet  dinler.  Nefsi  ıslah  eden,  terbiye  eden
            sohbettir. Terakkî sohbettedir. Kelâm-ı kibârda:
               Anın dervişleri kalmaz gaflette
               Çoklarını irşâd eyler sohbette
               Cemâlin görenler kalır hayrette
                Mest olur yiğidi Pîr-i Sâmî’nin
               Pîri Sâmi müceddiddir. Bir asrın müceddidi. Zülcenâheyn, zâhir ve bâtın
            ilmini bitirmiş. Seydâ-yı Tâgi Hazretleri manevî dedemiz oluyor. Şeyh Efen-
            dimiz Dede Paşa’nın üstü Muhammed Beşir Efendi. Onun üstü Muhammed
            Sâmi Hazretleri. Onun üstü Abdurrahman Tâgi Hazretleri. İşte Adıyaman’la
            biz  oradan  ayrılıyoruz.  Hatta  Pîri  Tâgi  Hazretleri’ne  biz  onlardan  daha
            yakınız. Niçin? Pîri Tâgi Hazretleri’nin bir halifesi Şeyh Fethullah. Ondan
            sonraki  Hazreti  Diyâuddin.  Onun  halifesi  Ahmed  Haznevî.  Sülaleden  hep
            âlim gelmiş. Hem zâhir şeriatı hem de tasavvufu öğrenmişler. Sonra Şeyh
            Abdülhakim Hazretleri sonra da Muhammed Raşit. O beşinci oldu.
               Bize gelince birincisi Pîri Sami, ikincisi Muhammed Beşir, üçüncüsü Dede
            Paşa. Allah’a sığınırım, biz kendimizi meşâyih yerine koymuyoruz. Sayıya da
            katmıyoruz. Sayıya katmış olursak dördüncü oluyoruz. Evet, muhabbetinizi
            muhafaza edin, muhabbetinizi gizleyin.
               Derûnun derdini her yerde açma
               Var ise gevherin meydana saçma
               Her şey gizlidir. Ama muhabbeti gizlemekte çok fayda var, çok terakkî var.
            Mesela hıfz-ı nispet deyince bu cezbe var ya muhabbeti taşırıyor. Taşırmamak
            lazım. Bir yemek taştığı zaman azalır, köpüğü gider. Kelâm-ı kibâr:
   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   69