Page 52 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 52
52 Gül'den Bülbüllere
mışlar? Hani varlıklarını götürmüşler mi? Onlar götürmemişler. Eğer evladını
düşünüyorsa evladını Allah’a teslim etsin.
Bizim dedemizin köyde yerleri varmış. Bağları varmış. İki takım evi
varmış, yeri varmış. Tarîkata hizmet görmüş. Meşâyih olduktan sonra bir
tekke yaptırmış. Nasıl ki tekke yapılınca evler geldi yanına. İstanbul’da da
böyle oldu. Orası bir site oldu. Daha da gelecekler.
İşte, şehrin dışından bir tarla almış. Tekkeyi yaptırmış. Oraya su getirmiş,
mahalle olmuş orası. Oraya cami yaptırmış, para bitmiş. Tarlayı satmış ek-
lemiş, para bitmiş. Üzüm bağını satmış eklemiş, para bitmiş. Bir tarla daha
satmış, yine bitmiş. İhvanlar demişler ki senin kaç tane oğlun var? Köyün
yakınındaki üzüm bağını satma demişler. Mübârek onlara öyle bir celallenmiş
ki: “Siz mallarınızı evlatlarınıza teslim ediyorsunuz. Ben de Allah’a teslim
ettim.” demiş.
Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Ben bir kulumu aziz edersem, kimse zelil
edemez.”
“Ben bir kulumu varlıklı yaparsam, kimse onun varlığını elinden alamaz.
Ben bir kulumu fakir yaparsam ne kadar ne yapsanız zengin yapamazsınız.”
diyor.
Buna inanmak lazım.
Burada hepiniz bir sülâle sahibisiniz. Her sülâleden bir tane var, iki tane
var. Sülâleler 30, 40, 50 nüfuslu. Bu sülâle üyeleri kimler? Kardeşlerimiz, am-
calarımız, dedelerimiz, gelinler, torunlar... Peki, bu ailelerden kaç tanesi gel-
miş buraya. Öbürleri nerede? Öbürleri ne düşünüyorlar? Dünyayı düşünü-
yorlar. Hep dünyanın peşindeler.
Babanın evlada olan hakkı şudur: Oğlumuz oldu mu ona güzel, sünnete
uygun bir isim koymak lazım. Aykut, maykut vs. değil güzel bir isim koymak
lazım. Kur’ân’da veya hadislerde geçen isimlerden koymak lazım. Ona İslâ-
miyet’i öğretmek lazım. Bâliğ olduysa evlendirmek lazım. Lâyıkıyla evlen-
dirmek lazım. Apartman koy, çiftlik koy, fabrika koy demiyor. Eğer senin,
benim, onun evladına Allah varlık verecekse hiçbir şey bırakmasak da Allah
o varlığı verecek ona.
Bir atasözü vardır: “Deli oğlun var, ne edersin malı. Akıllı oğlun var, ne
edersin malı.”
Deli olunca, mal olsa bile akıl olmadığı için birden kaybeder malı. Akıllı
oğlun varsa onun da babasının malına ihtiyacı olmaz. Çünkü aklı var. Allah
murat etmişse onun malı olur. Öyle ise bizim görevimiz nedir burada?
İslâmiyet’i öğret ona. Ahlakı öğret. Bunu şimdi yapan az. Tersini işliyorlar.
Allah bizi inananlardan halk etmiş. Bunun şükrünü edâ etmek lazım. Dilin
zekâtı şükürdür. Çok şükür, bin şükür, milyon şükür, nihâyetsiz şükürler
olsun. Bu dilin zekatıdır.
Mevlânâ ne buyurmuş: “Ben kul oldum, kul oldum, kul oldum. Acziyet kul-
luğumu bildim, boynumu eğdim. Herkes hür olduğuna sevinir, ben kul
olduğuma sevinirim.”

