Page 73 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 73
Tasavvuf Sohbetleri -2 73
“Hizmetsiz himmet alınmaz.”
(1992)
Bedir Muharebesi’nde Medine’ye gittiler, çok açlık oldu. Yiyecek, içecek
bulamıyorlar. Beraberlerinde bir şey getirmediler. Çünkü oğlu gelmiş, babası
gelmemiş. Babası gelmiş, oğlu gelmemiş. Kardeşi gelmiş, öbür kardeşi orada
kalmış. Kalkmış gelmişler.
Bunlarla beraber bir başka kervan da gelmiş. Cenâb-ı Hak Cebrâil ile vahiy
gönderiyor: “Yâ Habîbim! Onların mallarını alın ellerinden” diyor. Binlerce
deve bunların peşinden giderken bunlar hissediyorlar. Yol değiştiriyorlar,
bulamıyorlar. Bir de Mekke’ye haber gönderiyorlar. Çabuk yetişin malımız
gidiyor elden, diyorlar.
Bunlar bin tane atlı, bin tane silahlı. Bir rivayete göre Müslümanlar 113
kişi, bir rivayete göre 313 kişi geliyorlar, fakat bir kısmının atları filan yok.
Birçoğu da el sopası ile geliyorlar. Yanlış yol târif ediyorlar, bulamıyorlar.
Bunları bulamayınca geri dönecekler. Orada biraz istirahat ediyorlar. Suyun
başında kalıyorlar. Bir taraftan da Mekke’ye haber gidiyor ki yetişin malımız
gidiyor. Onlar da mallarını kurtarmak için savaşa başlıyor.
Orada bir su kuyusu varmış. Peygamber Efendimiz diyor ki: “Bırakın,
kuyuya bir zarar vermeyin.” diyor. Sularını alıyorlar, çekiliyorlar. Ama onlar
suyu kirletmek için bir şey arıyorlar.
Mekke’den gelenlerin içerisinden üç kişi, üç kodaman meydana çıkıyor
savaşmak için. Bu taraftan da Hazreti Hamza, Hazreti Ali Efendimiz ve
muhâcirlerden bir tanesi çıktılar, meydanda döğüştüler. Hazreti Hamza
meydana çıktı. Hazreti Ali Efendimiz’e sen de gel, dedi. Sonra diğeri de geldi.
Hazreti Hamza tezden rûh etti. Hazreti Ali Efendimiz de rûh etti. İhtiyarları
öldürdüler. Diğer yaşlı Müslüman’ı yaraladılar. Onları kurtarmak için Hazreti
Hamza ile Hazreti Ali Efendimiz gittiler. Savaş sırasında Hazreti Hamza’ya
kılıç geldi. Karşı tarafı parçaladı.
Peygamber Efendimiz o sırada, Ali’yi tut da getir, diyor. Bunlar gidip
getirelim diye telaşlandılar. Ebu Cehil orada direndi. Onların da kanını
almadan gitmem, dedi. Süvâri şeklinde şeytan geldi. Meydanda idi.
Meydandan kaçtı. Cebrâil indi. Peygamber Efendimiz sordu:
— Yâ Ali, o kaçan kimdi?
O da cevap veriyor:
— Yâ Resulallâh, gönlüme geliyor ki o şeytandır.
Hazreti Ali Efendimiz o sırada diyor ki:
— Yâ Rabbî, senin Habîbinin sözü geri mi kalacak? Beni ona yetiştir,
diyor. Ve yetişiyor tutuyor.

