Page 177 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 177
174 Gülden Bülbüllere
Sair tarikatlarda bütün nefsani arzularını terk etmedikten sonra aşkı
ilahiye duçar olamıyorlar. Yani onlar kalplerinde Allah aşkıyla cezbeye
kapılamıyorlar, daha doğrusu aşk onların kalbinde tecelli etmiyor. On-
lar bütün sofiyane ibadetle, terakkileri ibadetledir. Ve bütün nefsani
arzularını geçmekledir.
Ama ne oluyor? En son, bunlar bütün nefsani arzularından geçtik-
ten sonra tek bir arzuyla kalıyorlar. İşte o zaman onların kalplerinde
Cenabı Hakkın sevgisi tecelli ediyor.
Fakat Nakşi tarikatında öyle değil. Nakşi tarikatında hemen tarika-
ta girdiğinde insanın kalbine hemen Allah sevgisi, onun kalbinde tulû
ettirirler.
Şöyle buyruluyor;
Bir kimseye kim yâr ola tevfîk-i hidâyet
İrfân ile deryâ oluben kalbi coşar da
Gönlünde tulû’ eyler anın aşk u muhabbet
Görün nice mahbûb-ı Hudâ var bu beşerde
Sevdim seni seydâ-yı cihân hayır ve şerde
Aşık olanın ciğeri yanar da pişer de.
Nakşi tarikatında bu var. Onun için buyruluyor;
Tarîkımız Tarîk-ı Nakşibendî
Kamu ehl-i tarîkin ser-bülendi
Kolumuz Hâlidî’dir dil-pesendi
Girenler hâb-ı gafl etten uyandı
Zuhûrâtı pîrimden söylerem ben
Bu yolda cânı kurbân eylerem ben
Bir de buyruluyor ki;
Tarik-i Nakşibendi Hak yoludur
Ona dahil olan cümle velidir

