Page 106 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 106

106                                                Gül'den Bülbüllere

               Başını top eyleyip gir vahdetin meydanına
               Vahdet, Allah’ın birliği. Allah’ın varlığını kazanmak için bir meydan var.
            Oraya gir ki onu kazanasın. Ama başını kes, al. Ondan sonra gir o meydana.
            Onun için:
               Kıyamazsan başa cana, ırak dur girme meydana
               Bu meydanda nice başlar, kesilir hiç soran olmaz
               Ama bu görünen bir şey değil. Ancak yaşayan bilir. Onun için,
               Geçmeyenler bilmez çarh-ı çemberi
               İçmeyenler bilmez âb-ı kevseri
               Geçmeyince çarhı çemberi ne bilsin. İçmeyince de âb-ı kevseri bilmez.
            Öyle ise aşk insanların içinde gizli bir şey. Bunu kim bilebilir? Kimse bilmez.
            Ama bu insanların kalbindeki aşk tamamen insanların kalbini doldurmuşsa
            tamam. Eğer biraz boşluk varsa o boşluğa evlat sevgisi de girer. Mal sevgisi
            de girer. Başka arzular da girer. Allah sevgisi çoğaldıkça, diğer bütün sevgileri
            atar, çıkarır. Canını Cânân’a verir.
               Bir gizli cân vardır candan içerû
               Bir de buyuruyor ki:
               Canım demem ben bu tendeki câna
               Eğer vâsıl eylemezse Cânân’a
               Âhir bu dert beni eyler divâne
               Dermân için sen Lokman’a gelmişem
               Lokman, meşâyih; derman, arzusuna ulaştırmak. Arzusu nedir? Allah’a
            ulaşmak. Biz Allah’a ulaşamayız. Bizi Allah’a ulaştıracak birisi var. Meşâyih
            ulaştırır. Evet,
               Başını top eyleyip gir vahdetin meydanına
               Kıl gazâ-yı Kerbelâ gir kendi nefsin kanına
               Burada gazâ-yı Kerbelâ’dan niçin bahsediliyor? Ta ki Hazreti Âdem’den
            beri dünya üzerinde küfür ile iman arasında savaşlar oldu. Çok büyük savaşlar
            oldu.  Bunların  içerisinde  İslâm’a  en  çok  acı  duyuran  ne  oluyor?  Kerbelâ
            Vakası. Hazreti Hüseyin Efendimiz Kerbelâ Çölü’nde, ailesi ile beraber susuz
            şehit oldu. Onlara çok fazla zulüm oldu. Dünyanın kuruluşundan beri yapılan
            en  büyük  savaş  o.  Ama  İslâm  için,  inananlar  için.  Çünkü  inananlar,  Ehl-i
            Beyt’e sevgi bağlayamazsa, Resûlullâh’ı sevemez. Resûlullâh’ı sevemeyince
            de Allah’ı sevemez.
               Ehl-i Beyt denilince sadece evlâd-ı Resûl’den olan Fâtıma evlatları değil.
            Evliyâullâhın ekserisi Ehl-i Beyt’tir. Çoğunlukla Ehl-i Beyt’tendir. Hazreti
            Ali Efendimiz’in ismi Elâ’dır. “Elâ” ise bütün Ehl-i Beyt’e bu isim verilmiştir.
            Bütün velîler bu ismi taşıyorlar. Kerbelâ Vakası, Müslümanlar için çok büyük
            bir vakadır. Çok büyük bir acı duyulmuştur. Geçmişte ve gelecekte Kerbelâ
            Vakası’nı duyanlar çok acı duyuyorlar.
               Bundan kırk sene evvel cemaatlere Yazıcıoğlu’nun “Ahmediye, Muham-
            mediye” kitaplarını okurdum. Ağlamaktan kırılırlardı. Bir de Kerbelâ Vaka-
            sı’nı, Osmanlıcasından okurduk. Biz ağlamaktan okuyamıyorduk. Cemaat de
   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111