Page 110 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 110

110                                                Gül'den Bülbüllere





                                  “İhmallikten korkalım.
                                 Tembellikten korkalım.”



                                                                    (1 Kasım 1991)

               Allah sonumuzu hayır getirsin. Allah iki cihan iyiliği versin. Cenâb-ı Hak
            aldanmışlardan etmesin. Dünya ile aldatmasın. Dünyayı sevenleri dünya alda-
            tır. Sevmeyenleri aldatamaz. Biz kul olarak hizmetimizi görmezsek, dünya
            bizi hizmetçi yapar.
               “Biz insanları ve cinleri halk ettik ki bize itaat etsinler.”
               Nasıl ki insanlar mabudunu bilmemişler; güneşe tapmışlar, puta tapmışlar,
            buzağıya tapmışlar. Şirk koşmuşlar Allah’a.
               Hazreti İsa’ya Allah’ın oğlu demişler. Bir şirk var bir de ehl-i küfür var.
            Ehl-i küfür, Allah’ı inkâr edenler. Ehl-i şirk, Allah’a ortak koşanlar. Allah’tan
            başkasını  mâbud  edinip  de  ona  tapınanlar.  Bunların  hiç  kurtuluşu  yoktur.
            Bunlar cehennemden hiç kurtulmayacaklar.
               Biz ehl-i küfür değiliz. Ehl-i şirk de değiliz. Fakat bir de ehl-i azap var. Biz
            ehl-i azaptan korkalım.
               Allah insanlara rızkı veriyor. Fakat insanlar kendi sa’yı ile kendi çalışması
            ile rızkını helal de ediyor, haram da ediyor. Helali da rızıktır, haramı da rızık-
            tır. Mesela şu suyu getirmişler buraya koymuşlar. Tertemiz, buz gibi su. Ben
            buna haram olan şaraptan affedersiniz bir damla bıraksam sonra içsem, helal
            olan bu suyu haram yapıp içmiş olurum. İşte insanların rızkı böyledir. Kendi
            sa’yı ile kendi iradesinin katkısı ile helal rızkını haram ediyor. Onun için
               “İbâdet on bölüm, dokuzu helal lokma.”
               Bir insanın Allah’a olan inancını yaşaması için tabii Allah’ın emirleri var,
            ibadetleri var. Bunların hepsinin on misli helal lokma. Bu da şimdi zama-
            nımızda yoktur. Bundan da sakınalım. Bundan da korkalım. Allah’a yalva-
            ralım. Helal lokma yoktur diye kendimizi böyle bırakalım mı? Havfını da mı
            çekmeyelim? Yine mümkün olduğu kadar haramdan kaçınalım.
               Bir haram var biliniyor. Bir de helal var biliniyor. Bir de var ki haram mı,
            helal  mi  bilinmiyor.  Niçin  bilinmiyor?  Helal,  haram  karışmış  birbirine  de
            onun için seçilmiyor, bilinmiyor. Seçilmiyor diye, her rastgeleni yiyelim mi?
            Her rastgeleni yapalım mı? Öyle ise bildiklerimizden kaçınalım. Bilmedikleri-
            mizden de Allah’a sığınalım. Korkusunu çekelim.
               Niçin? Dünyaya bir daha gelmeyiz. Ne için geldiğimizi bilelim. Allah’a
            inanmışız. Âhirete inanmışız. Cennete, cehenneme inanmışız. Cehennemde
            azap var. Cennette mükâfat var, zevk var, sefâ var. Öleceğimize de inandık.
            Er veya geç öleceğiz. İnsan öldükten sonra az da yaşasa çok da yaşasa bir
            oluyor. Genç olmuş, ihtiyar olmuş bunlar önemli değil.
   105   106   107   108   109   110   111   112   113   114   115