Page 114 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 114

114                                                Gül'den Bülbüllere

            yapardı. Hatta nerede olduğunu biz bile bilmiyorduk. Öyle bir zaman geldi ki
            biz de öyle yapıyorduk. Hatme için yer değiştiriyorduk. Evlerde okuyorduk
            yerimiz  belli  olmasın  diye.  İki  hatmeyi  aynı  yerde  okursak  bilinirdi,  yer
            değiştiriyorduk. Sohbetimizi gizli yapıyorduk.
               Ama şimdi Allah’a şükür, sohbetimiz de âşikâr, hatmemiz de âşikâr, tevec-
            cühümüz de âşikâr. Camide yapıyoruz Allah’a şükür. Bundan 8-10 sene evvel
            Bayburt  Müftüsü  camide  hatme  okumaya  müsaade  etmiyordu.  Şimdi  bize
            korku yok, baskı yok. Şimdi de biz Allah’tan korkalım. İhmallikten korkalım,
            tembellikten korkalım, Allah’a sığınalım. En büyük felaket bu. Tembelleri
            Cenâb-ı Hak sevmiyor, tenkit ediyor.
               Buradaki tembellik amel tembelliğidir. Niçin?
               Cenâb-ı Hak: “Vel asrı innel insâne, lefî husr.” “İnsanlar zarardadır.”
            Allah’ın emri.
               “Biz kulumuzu mallarının azalması ile de imtihan ederiz. Korku ile imtihan
            ederiz. Mallarının, canlarının azalması ile de imtihan ederiz.”
               Mal ne ile azalır? Büyük büyük zararlar gelir, mal azalır. Malların azalması
            ile de imtihan ediyorsa bu zarar maddî zarar.
               Bir diğer zarar da manevî zarardır. Bu da amelde olan eksiğimiz. Yalnız
            Cenâb-ı Hak insanların yapamayacağı şeyleri emretmemiştir. Yapabilecek-
            lerini  emretmiştir.  Allah  Âlim’dir,  Allah  Kâdir’dir.  Bilmiyor  mu?  O  bizi
            bizden iyi biliyor. Onun için hep yapabileceğimiz şeyleri emretmiş.
               “Nâfile ibadet ile bana yaklaşabilirsiniz” demiş.
               Ancak nâfile ibadeti kimler yapar? Görevi olmayanlar, boş vakti olanlar
            yapar. Meşgul olanlar nâfile ibadet yapamaz.
               Onun  için  Peygamber  Efendimiz:  “Meşguliyet  gelmeden  boş  vaktinizin
            kıymetini bilin.” diyor.
               Bunu değerlendirin. Demek ki meşguliyet zamanında nâfile ibadet yapıl-
            mıyor. Farz olan amel yapılır. Farz olan amel meşguliyeti dinlemez. Hasta bile
            olsa,  ayakta  iken  namazını  kılamıyorsa  oturduğu  yerde  kılsın.  Daha  çok
            kılamayacak durumda ise işaretle kılsın. Onu da kılamıyorsa kalp ile kılsın,
            düşünerek kılsın.
               Bir de devamlı çalışan kimseler “Ben çalışıyorum, çalışmak da ibadettir.”
            diye düşünebilirler. Eğer namaz kılmıyorlarsa, çalışmak ibadet olmaz. Çünkü
            sekiz  saat  ibadet  var,  sekiz  saat  çalışma  ibadet  sayılabilir.  Sekiz  saat  de
            istirahatinizi yapın. Ölçü bu, sınır bu.
               Meşâyihin emri Resûlullâh’ın emridir. Resûlullâh’ın emri Allah’ın emri-
            dir.  Meşâyihin  emri  aslında  Allah’ın  emridir.  Mademki  Cenâb-ı  Hak  bir
            kuluna ilhâmî olarak bildiriyorsa...
               Veysel Karânî Hazretleri’ne sahabeden bir tanesi ziyarete gidiyor. Hazreti
            Ömer’in medh ü senası üzerine gitmiş, görmüş. Gittiği zaman hemen:
               — “Ve aleyküm selam filan oğlu filan” demiş. Sahabe şaşırmış:
               —  Daha  yeni  görüşüyoruz.  Benim  filan  oğlu  filan  olduğumu  nereden
            bildin, demiş.
               — Bana O kimse haber verdi ki O’ndan gizli nesne yok.
   109   110   111   112   113   114   115   116   117   118   119