Page 113 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 113
Tasavvuf Sohbetleri -2 113
İnsanlar uykudadır. Ölünce dirilirler. İşte senin bir günün var. Ölüm
gününde ne çıktı ise karşına onunla berabersin. Düşün işte o bir gün için…
Allah’a şükür, çok şükür. İnananlar için bu sözlerimiz. Siz inananlardan-
sınız. Sizi inancınız buraya getirdi. Neye inandınız? Allah’a inandınız,
Peygamber’e inandınız. Vâris-i enbiyâ olan velîlere inandınız. Günaha-
sevaba, hayra-şerre inandınız, şeriata-tarîkata inandınız. Bu inancınız sizi
toplayıp getirdi buraya. Ama şimdi zamanımızda yollar çok. Bir tane sağlam
yol var. Onu seçmek lazım. Hepsi sakat yollar, bir tane sağlam yol var. O da
Kitap, Sünnet yolu. Şeriat, tarîkat budur.
Şeriatsız, tarîkatsız yol da sağlam değil. Kitap’sız, Sünnet’siz yol sağlam
değil. Ama şimdi bu zamanda bizim şeriatımız, tarîkatımız, Kitap’ımız,
Sünnet’imiz; mürşidimiz, meşâyihimiz. Çünkü neden? Sünnetlerin yerini
bidatler almış. Kitap yaşanılmıyor. Kitaba tâbi olamıyor. İnsanlar şimdi tâbi
olamazlar. Hür olanlar değil. Memur olanlar, vazifeli olanlar, görevli olanlar
bunlar Kitap’a uyamıyorlar. Kitap, şeriattır; şeriata uyamıyorlar. Kitap,
şeriatın kanunu. Şimdi şeriatın bahsi de olmuyor. Hâlbuki İslâm’ı yaşayan
şeriat, şeriatı yaşayan İslâm.
Bir meşâyihin peşinden gidebiliriz. Meşâyihin maddiyatla alakası yoktur.
Meşâyih devlet memuru değildir. Meşâyihte sadece maneviyat vardır. Ama
onda da bir siyaset vardır. Evliyâullâhta da siyaset vardır. Evliyâullâhın zâhiri
halk ile bâtını Hak ile. Zâhiri halk ile yani halka uyuyor. Zâhiren zaten kendisi
halk ile ama bâtını Hak ile. Hiç ayrılmıyor Hak’tan.
Zâhir; Hakk’ı, bâtını seçmiyor. Bâtını kabulleşiyor. Niçin bu böyle oluyor?
İki kimse kavga yaptığı zaman birisi inanan, diğeri inanmayan iki kimse kavga
yaptığı zaman İslâm uğrunda mahkemelere düşseler, dini savunanı cezalan-
dırıyorlar. Dine hakaret edene ceza vermiyorlar. Böyle değil midir? Ama
böyle kalmayacak tabii. Bu dünyanın ömrü varsa, din inkılaba uğramıştır.
Bundan kurtulur. Ömrü yoksa küfürle durur. Ta ki ileriden beri, tarihler boyu
inkılaplar olmuş.
Ama çok şükür, bin şükür. Allah’a şükürler olsun. Öyle sıkıntılı zamanlar
vardı ki Kur’ân’ı elimize alamıyorduk. Kur’ân okuyamıyorduk. İki Müslüman
bir araya gelince Allah kelimesi konuşamıyorduk. Şimdi çok şükür kurtul-
maya doğru gidiyor. İnşallâh kurtulacak.
Neyse bunlar Cenâb-ı Hakk’ın halkiyetidir zaten. Cenâb-ı Hak şerri de
halk ediyor. Hayrı da halk ediyor. Ama şerre rızası yok. Rızası olmayan şeyi
niye işleyelim? İşlemeyelim. Rızası olmayan bir şeye de rıza göstermeyelim.
Biz şer işlemiyoruz ama işleyenlere rıza göstermeyelim.
Onun için dinde cihat var: El ile cihat. Dil ile cihat. Kalp ile cihat. İnsan
eli ile cihat yapamazsa dili ile yapacak. Dili ile cihat yapamazsa kalbi ile cihat
yapacak. O devirler geçti. Eli ile cihat yapamaz insanlar. Dili ile yaparken,
onu da yapamadı. Onlar geçti. Ondan sonra kalbi cihada düştü. Onu da
yapamadı insanlar. Eksikliğimiz bu.
Ama şimdi Allah’a şükür. El cihadı yok, açılmadı. Bunu nereden anlıyo-
ruz? Bundan on beş sene evvel Şeyh Efendimiz evlerde gizli gizli hatme

