Page 116 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 116
116 Gül'den Bülbüllere
Mihmân, misafir demek.
Allah’ın ihsânı, kâmil insanın kapısındadır. Allah ihsânını, kâmil insanın
kapısında bahşedecek. O da meşâyihimiz, meşâyihe olan inancımız, meşâyi-
himize olan teslimiyetimiz. Büyük ihsân bundan dolayı olacak. Biz bu
dünyaya misafir geldik, gideceğiz. Ama bizim de bu dünyada misafirimiz var.
Kim o misafirimiz? Hangi haneye kondurabiliriz o misafiri? Dünya hanesine
değil, gönül hanesine kondurmak, gönül hanesine davet ettiysek…
Evliyâullâhta Cenâb-ı Hakk’ın velâyet nuru var. O nur bizim kalbimizde.
İşte râbıtanın önemi bu, râbıtanın kıymeti bu. Yoksa râbıtanın zâhirine
aldanmayalım biz. Her kim ki meşâyihi insanlardan farklı görmüyorsa; o da
bir insandır, beşerdir diye görüyorsa o, tarîkatı anlamamış, yaşamamış.
Ama evliyâullâh insanlardan seçilmiş kul, Allah’a yakın gitmiş, Allah’ın
sevdiği kul olmuş, Allah’ın sıfatları onda tecellî etmiş. Onun kalbi olmuş
Allah’ın evi. Evliyâullâhın kalbi Allah’ın evidir. Hakikatte Beytullâh
insanların kalbidir.
Cenâb-ı Hak kutsî hadisinde buyuruyor ki: “Ben mekânlara sığmam,
mümin kulumun kalbine sığarım.”
Kelâm-ı kibârda:
Kâbe inşa-yı Halîl’dir sendedir Beyt-i Celîl
Sensin Allah’a delil ruhu sultan el meded
Diyor ki, Kâbe’yi Halil yaptı. Halil İbrahim Peygamber Beytullâh’ı yaptı.
Beytullâh ne demek? Allah’ın evi. Diyor ki o evi Halil yaptı. Senin evin Evli-
yâullâh’ın kalbidir, onu sen yaptın. Sen ancak oraya sığarsın. Başka bir yere
sığmazsın.
İşte dünyaya misafir olarak geldik, gideceğiz. Gönül bir mülktür. Biz misa-
firimizi gönül hanesine, gönül sahibini bulup oturtturduysak hanemiz de
misafirini buldu. Biz de misafirimizi, mihmanımızı tanıdık. Eğer bulamadıy-
sak yazık olsun bize, eyvâh! Allah korusun, Allah muvaffak etsin.
Onun için Allah’a şükür bu nimet hepimizde var. Bunu büyültmeye çalışın.
Evliyâullâha olan inanç insanlarda aynı değildir. İnsanların hulusuna bağlı.
İnsan evliyâullâhı ne kadar büyük görürse ona o kadar yaklaşabiliyor. Onu ne
kadar büyük görürse kendisi de o derece feyiz alıyor. Kalbi büyüten muhab-
bettir. Kalbe sahibini getiren muhabbettir. Mecnun ne demiş?
Ararken Leylâ’yı, buldum Mevlâ’yı
Bir de:
Bil emânettir muhabbet sana Mevlâ’dan gelir
Muhabbetimiz yok demeyin. Eğer buraya bir taklit için gelen varsa
korksun. Allah’tan korksun. Gideyim bakayım ne yapıyorlar diye gelip bakıp
sonra da taklit edip anlatıyorsa… Allah’tan korksun, velîlerimizden korksun,
bir tokat yer. Eğer inanarak geliyorsa, Allah için toplanıyorlar diye düşü-
nüyorsa o güzel, o gelsin. Bir muhabbet vardır. Az da olsa o muhabbet onu
getirmiştir.
Tarîkat haktır. Tarîkat sohbeti haktır. İnsanların kalbini safileştiren tarîkat
sohbetidir.

