Page 117 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 117

Tasavvuf Sohbetleri -2                                           117



                       “Tarîkat, Peygamber Efendimiz’in yolu…”



                                                                  (13 Haziran 1991)

               Söylenir dillerde bir Mecnûn u Leylâ her zaman
               Günde yüz bin nice Mecnûn ile Leylâ’sı geçer
               Burada  Mecnun,  inanmış,  teslim  olmuş  bir  mürittir.  Leyla’dan  mânâ,
            meşâyihtir.
               Mecnun Allah’ın sıfat nurunu Leyla’da gördü, kendisinde gördü, eşyada
            gördü. Evliyâullâhta Allah’ın sıfat nuru mevcut, esmâ nuru da mevcut, zât
            nuru da mevcut. Onun için buyuruyor ki:
               Bir Leyla’nın Mecnun’uyam cânân ilinin cânıdır
               Cânân  ilinden  gelmiştir.  Onun  canı  hepimizin  ruhu.  Cânân  ilinden,
            Allah’tan geldi. Ama cânân ilinin canı değildi ilk gelişinde. Onlar geldikten
            sonra bir daha gitmiş. İkinci gelişidir, ikinci gelişini ifade ediyor. Bu da nedir?
               “Mûtû kable ente mûtû. (Ölmeden evvel ölün.)”
               Cenâb-ı Hakk’ın bir emri var ya. Ona mazhar olmuş, o tecellî etmiş, var-
            lığından kurtulmuş. Bir insan varlığından kurtulunca hakikat varlığına ulaşır.
               Bir dilberin meftûnuyam bu cân ânın kurbânıdır
               O güzele gönül vermiş. Bir mürit hakikaten râziye, marziye makamına
            ulaşırsa, cânını cânâna vermiştir. Kelâm-ı kibârda:
               Bu nefsin râziye, marziyye eyle
               Alıp dost iline kurbana gel gel
               Dosttan mânâ, Allah’tır. Kurbana gel gel, Allah için nefsin bütün arzularını
            terk etmiş. Nefsinden geçmiş.
               “Seb’ül-Mesânî”dir yüzü, nutk-u Mesîha’dır sözü
               Seb’ül-Mesânî, Fatiha sûresi. Nutk, nefes. Mesih, Hazreti İsa.
               Meşâyihin  yüzünde  Fatiha  Sûresi  yazılıdır.  Kim  okursa  onun  gönlü
            fetholur. Başka kelâmda:
               Vechinde yazılmış Seb’ül-Mesânî
               “İnnâ fetehnâ”dan verir nişanı
               Senin nefesin Hazreti İsa’nın nefesidir, diyor. Bunda hilaf olamaz.
               Çünkü “Benim ümmetimin velîleri, Benî İsrail peygamberlerinin derece-
            sindedir.” diye buyuruyor Peygamber Efendimiz.
               Hazreti İsa ise Benî İsrail peygamberi. Ümmet-i Muhammed’in velîleri
            Benî  İsrail  peygamberleri  derecesinde  olursa,  tabii  ki  onun  nefesi  Hazreti
            İsa’nın  nefesi  olur.  Hazreti  İsa’nın  nefesi  ne  yapmış?  Mürdeleri,  ölüleri
            diriltmiş. Evliyâullâhın nefesi de mürde kalpleri diriltiyor.
               Nur-i Muhammed’dir özü
               Vârisi  enbiyâ  olunca,  Peygamber  Efendimiz’in  nuru  da  mevcut  onda.
            Peygamber Efendimiz’in nurunu ondan önce nebîler taşıdı. Ondan sonra da
   112   113   114   115   116   117   118   119   120   121   122