Page 118 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 118
118 Gül'den Bülbüllere
vâris-i enbiyâ olan velîler taşıyorlar. Peygamber Efendimiz son peygamber
olduğu için kıyamete kadar velîler taşıyacak. Mevlid-i Şerif’i dinliyorsunuz:
Hak Teâlâ çün yarattı Âdem’i
Kıldı Âdemle müzeyyen âlemi
Âlem, bildiğimiz, gördüğümüz bu dünya âlemi. Dünya âlemi ne ile
ziynetlenmiş? İnsanlarla. Âdem’le dünyayı süsledi. Allâhu Teâlâ buyurdu ki:
“Biz Âdemi yeryüzüne halife gönderiyoruz.” Melekler secde etti. İblis secde
etmedi. İblis itiraz etti. “Ben ateşten halk edildim. O topraktan halk edildi.
Ateş topraktan üstündür. Ben secde etmem.” dedi.
Melekler tereddüt ettiler. İtiraz etmediler. Baktılar ki noksan sıfat. “Biz
ibadet yapmaya yetmiyor muyuz ki bu noksan sıfatı halk ettin ve yeryüzüne
halife gönderiyorum.” diye emrediyorsun. Cenâb-ı Hak: “Sakin olun melek-
lerim! İtiraz etmeyin. Benim bildiğimi siz bilemezsiniz.”
Melekler tekrar Cenâb-ı Hak’tan istiğfâr dilediler. “Affet yâ Rabbî! Tabii
sen Alîmsin. Âlim-i sırr-ı hafîsin. Senin bildiğini biz bilemeyiz.” Ama burada
melekler neyi gördüler? Hazreti Âdem’in cesedini gördüler. Ruhundan
haberleri yok. Zaten can da yok. Ama Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Kendi
ruhumdan ruh üfledim.” O ruh hepimize üflenmiş. Allah Âdem’e dedi:
Mustafa’nın nurunu alnına koydu
Bil Habîbimin nurudur bu nur dedi
İşte böyle peygamberlerden gele gele. Peygamber Efendimiz’e geldi. Ama
Peygamber Efendimiz’de tümü, tamamı tecellî etti. Peygamber Efendi-
miz’den önceki peygamberlere bölünmüş idi. Çünkü bir asırda çok peygamber
yaşamış. Peygamber Efendimiz’in nuru hangisinde? Hepsi de taşıyorlardı.
Peygamber Efendimizden sonra da velîlere taksim edilmiştir bu nur. Velîler
taşıyorlar bu nuru. “Nur-u Muhammed’dir özü” diye bu kelâmın anlamı bu.
“Seb’ül-Mesânî”dir yüzü
Evliyâullâh’ın yüzünde Fatiha Suresi var. Kim okursa ilmin merkezine
dalmış olur. İlmin noktasını bulmuş olur. İlim bir noktadır, o da nedir? Allah’ı
bilmek, Allah’ı bulmaktır. Allah’ı bilmek nasıl? İlme’l-yakîn bilen insan
Allah’ı bilmiştir ama bulmuş değildir. Ancak hakke’l-yakîn hem bilinir hem
bulunur. Bilen, bilinen bir şey var. Arıyor bulunmuyor. İlim böyledir. Bildirir,
aratır, ayne’l-yakîn yaklaştırır. O da ameldir.
İnsan ne kadar amel işlerse o derece Allah’a yaklaşır.
Zaten Cenâb-ı Hakk’ın emri: “Kulum bana nâfile ibadetle yaklaşır.” bu-
yuruyor.
Bilinen bir şeyin bulunması için mürit aşka dûçâr olacak. Allah aşkı ile
yanacak ki varlığı ortadan kalksın. Amennâ ve saddaknâ. Evliyâullâhın
vechinde (yüzünde) Fatiha Suresi yazılıdır. Başka bir kelâm:
İnâyet kılsa bana Hak
Hak’tan oku gel sebak
İlmi ledünnî bir verak
Pîrimde ol şân gizlidir
Evliyâullâh, ledünnî ilmini sana melek okutur gibi okutur. Ama sen onun
yüzünde Fatiha Suresi’ni okuduysan eğer. Bütün Kur’ân-ı Kerîm’in mânâsı

