Page 122 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 122

122                                                Gül'den Bülbüllere

               — Sen kâmil mümin olamamışsın. Bizi nefsinden fazla seveceksin.
               Ondan sonra ondaki sevgi öyle bir coştu ki nefsini sevmedi. Nimetimiz
            büyüktür.  Cenâb-ı  Hak  bizi  küfürde  bırakmamış,  Müslüman  halk  etmiş.
            Küfürde  olanlar  da  Allah’ın  kulu,  onları  da  Allah  yarattı,  onlar  da  beşer.
            Onların cesetleri de topraktan halk edilmiş. Onlara da ruh üflenmiş. Hâlik bir,
            madde bir, baba bir. Onlar da Hazreti Âdem’in evlatları.
               Hazreti Peygamber Miraç yaptığı zaman, semânın her katında Peygamber-
            lerle konuştu. “Tarîkat yok.” diyenler çok yanılıyorlar. Tarîkat yok demek
            küfür. “Tarîkatın zamanı değildir.” diyenler de yanılıyorlar. Çok yanlış söy-
            lüyorlar. Allah kuluna zulmetmez. Kul kendini zulme sevk eder.
               Hiç kuluna zulmeder mi Mevlâsı
               Kulun çektiği kendi cezâsı
               Eğer  şimdi  tarîkat  olmasaydı,  bu  zamanın  insanlarına  Allah  zulmetmiş
            oluyor.  Tarîkat  nedir?  Tarîkat  Peygamber  Efendimiz’in  yolu.  Tarîkatı  bir
            insan yaşarsa Peygamber Efendimiz’e mânen yaklaşır.
               Vakt-i  Saadet’te  Peygamber  Efendimiz’in  yüzünü  gördüler.  Canlarını,
            mallarını fedâ ettiler. Sohbetlerinde, savaşlarında, namazlarında beraberlerdi.
            O  kadar  mucizelerini  gördüler.  Ama  Veysel  Karânî  Hazretleri  Peygamber
            Efendimiz’i hiç görmedi. Zâhirde hiç görmedi. Ama Veysel Karânî Hazretleri
            kadar  hiç  kimse,  sahabeler  bile  onu  bilemedi,  anlayamadılar.  Onlar  Pey-
            gamber  Efendimiz’in  cesedi  ile  beraberdiler.  Ama  Veysel  Karânî  ruhu  ile
            beraberdi. İşte burada da şeriat cesetle ilgili, tarîkat ruh ile ilgili.
               Şeriat, tarîkat yoldur varana
               Hakikat, mârifet andan içerû
               Bizim ehl-i sünnet âlimleri “Ru’yetullâh haktır, vardır ama dünyada göre-
            mezler.” diyorlar. Bâtın ulemâ da buyuruyorlar ki: “Her şey dünyada kaza-
            nılıyor.  Dünyada  göremeyen  âhirette  de  göremez.”  Öyle  midir?  Öyledir.
            Çalış, kazan sen de gör. Onun için Yunus Emre’nin:
               Sensin benim cânım cânı
               Sensiz kararım yok durur
               Cennette sen olmaz isen
               Vallâh nazarım yok durur
               Yemin ediyor ki cennette sen olmazsan, cenneti ne yapacağım. Ama kim
            o? Cenâb-ı Hazreti Allah. Cennette sen cemâlini göstermezsen ben cenneti ne
            yapacağım diyor. İstemem diyor. Başka bir kelâmında zaten açıkça söylüyor:
               Cennet cennet dedikleri
               Bir köşk ile birkaç hûri
               İsteyene ver onları
               Bana seni gerek seni
               Bizim mevcut olan divanımızda da var:
               Cemâlin şem’ine müştâk olanlar
               N’eder cennetteki ebrârı Leyli
               Cemaline âşık olanlar, cennetin süsünü, varlığını, eşyasını ne yapacak?
            Her şeyin dünyada misali vardır. Mecnun gibi, Ferhat gibi daha çok aşk-ı
            mecazlar var. Ama aşk-ı hakikati görenler az olmuş.
   117   118   119   120   121   122   123   124   125   126   127