Page 123 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 123

Tasavvuf Sohbetleri -2                                           123



                                  “Şeyh’ini unutmazsan

                                    O’nun yanındasın.”


                                                                   (7 Haziran 1991)

               Sağlık da geliyor Allah’tan, hastalık da geliyor Allah’tan. Bizi bizden daha
            iyi bilen var. Belki hastalığın bizim için sağlıktan daha hayırlı olduğunu bilen
            var. Amennâ öyledir. Biz bilmiyoruz ama fakirliğin bizim için zenginlikten
            daha iyi olduğunu bilen var.
               Rabb’imiz  bizi  halk  etmiş,  bizi  bilir.  Zenginlik  ile  mi  biz  Rabb’imizi
            buluruz,  fakirlikle  mi?  Peygamber  Efendimiz  fakirlik  diledi.  Allah  ona
            zenginlik veriyordu da almadı. Cenâb-ı Hak “Erhamerrâhimîn” adâletlidir,
            merhamet sahibidir, âdildir. Bir kuluna hem dünyada hem âhirette azap etmez.
            Bir kuluna dünyada fakirlik vermez. Azap etmişse âhirette ona azap etmez.
            Yalnız fukara-yı sâbirinden olacak. Gözü onun bunun malında, yemesinde,
            giymesinde değil. Onu bunu istemek değil. Çarpmak, kırmak, vurmak değil.
               Tefrikadan  kurtulalım.  Tefrika  iyi  değil  bizim  için.  Tefrika  nedir?
            Allah’tan gelen hayrı, şerri bilmezsek tefrika oluyor. İnsanlar hayır işler, şer
            işlerler. Sen hayırlı insansan şerri işleme, hayrı işle. Cenâb-ı Hakk’ın şerre
            rızası  yoktur.  Hayır  işleyen  kimdir?  İyi  niyetli  ve  insanlara  daima  iyilik
            düşünendir.  Şerli  insan  kimdir?  Daima  şer  işleyen  ve  insanlara  zararı
            dokunandır.  Biz  her  zaman  hayır  düşünüp  hayır  kazanacağız,  şerden  de
            kaçınacağız. Her ne kadar hayır işliyorsak, şerden kaçınıyorsak kaçınalım. Biz
            de bir insanız. Cemiyet içerisindeyiz. Akrabamız var, çevremiz var. Bunlar
            içerisinde şerli insanlarla karşılaşıyoruz. Bunlardan bize zarar geliyor. Bunlar
            bize  eziyet  ediyorlar.  Bunları  ne  yapacağız?  Onları  Allah’tan  bileceğiz.
            Allah’tan bize gelen iptila üç türlü gelir: İllet, gıllet, zillet.
               İllet: Hastalıkla gelen.
               Gıllet: Fakirlikle gelen.
               Zillet: Yürek oynatması, üzüntü, sıkıntı, eziyet.
               Zamanımızda bunların üçü de vardır. Fakat gıllet azdır; zillet çoktur, illet
            çoktur.  Ne  kadar  bu  hastalıklar  çoğaldı.  Araştırdığınız  zaman  hiçbir  tane
            sağlam  adam  var  mı?  En  sağlam  adam  gitse  doktora  onda  da  bir  hastalık
            bulacaklar.  Zillet  ise  herkesin  bir  taraftan  bir  üzüntüsü  var.  Bir  ailede  bir
            kanser hastalığı olduğu zaman, Allah korusun Müslümanları, ne oluyor orada?
            Bir insanda illet var. Ama ailenin bütün insanlarını zillete düşürüyor. Kanaat
            olmayınca fakirlik de baş gösteriyor. Kanaat olmuş olsa fakirlik yok.
               İşte fukarayı sâbirinden olmak. Allah’ın mağfiretine uğramaktır. Cenâb-ı
            Peygamber Efendimiz bize acıdı, bizi kayırdı. Bizim için zenginlik istemedi.
            Zenginlik Peygamber Efendimiz’e bir şey yapmaz. O bizi düşündü.
   118   119   120   121   122   123   124   125   126   127   128