Page 128 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 128
128 Gül'den Bülbüllere
varmış ki hiçbirini almamış. Hiç birisi ile evlenmemiş. Çok akıllı, çok güzel,
çok zengin. Malını, canını Peygamber Efendimiz’e fedâ etti.
Öyle olduğu hâlde kaçıyor hanımından, Hira Dağı’na gidiyor. Nur Dağı’na
gidiyor, orada Rabbi ile Allah ile baş başa kalıyor. Hiçbir canlının gözüne
görünmesini istemiyor. Bir ses kulağına gelmesini istemiyor. Kırk gün oraya
gitti. Orada ruhî terakkî yaptı. Oraya cismi ile gitti. Ama onu oraya götüren
Allah sevgisi idi. O aşkı orada büyüttü, büyüttü, büyüttü ne oldu? O aşk onun
Burak’ı. Ne buyuruyor:
Gece gündüz durmayıp istediğin
N’ola ki görsem Cemâlin dediğin
Gel Habîbim sana âşık olmuşam
Cenâb-ı Hak Peygamber Efendimiz’e âşık olmuş. Onu çok sevdiği için,
sevdiğinden dolayı yükseliyor. Peygamber Efendimiz’de olan Allah sevgisi.
Sevilen de Allah. Ne oluyor? Sevgi birleştiriyor. Müritte de aşk ne yapar?
Aşk ânındır, âşık oldur, mâşuk ol
Âhir ândan âna varır cümle yol
Aşk ne yapar? Allah’tan gelen ruhu Allah’a ulaştırır. İlim, amel ulaştırmaz;
ilim, amel yaklaştırır. İnkâr edilmez hâşâ.
Ehl-i aşkın derdinin dermânı vuslattır beğim
Vuslat, ulaşmak. Buradaki dert nedir? Allah’tan ayrılması. Ulaşmak isterse
dermanı bulur.
Ehl-i aşkın derdinin dermânı vuslattır beğim
Sen benim derdime derman olamazsın ey hekim
Burada da doktorlara, ey hekimler diyor ehli aşkın derdinin dermanını siz
yapamazsınız. Siz onun derdini bilemezsiniz. Derman da veremezsiniz.
Öyle bir Sultan’a hâdim olmuşam âlemde kim
Bir nefesi ayrı değil Hazret-i Mevlâ ile
Hâdim, hizmetçi. Yetmez mi bu bize? Yeter. Kıymetini bilelim. Hepiniz
ehl-i aşksınız. Hepinizin mâşuğu var. Meşâyihimizin emri tarîkatta yapmış
olduğumuz amellerimiz, sohbetlerimiz, hatmelerimiz, namazların peşlerin-
den virdlerimiz var. Bütün namazların peşinden on bir defa “lâ ilâhe illallâh”
üç defa salâtü selam “Allâhümme salli ala Muhammedin ve alâ âli Muham-
med.” Veya “Allâhümme salli âlâ seyyidinâ Muhammedin ve âlâ âli seyyidinâ
Muhammed, bi adedi külli dâim ve devâim ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim
teslîmen kesîrâ.”
Salavatlar çok ama salavatların en efdali bu. Seçmiş almışlar. Niçin en
efdali oluyor? “Bi adedi küllü dâim ve devâim” demek adetsiz, sayısız, küllî.
Her zaman dâima. Külliyetle salat ü selam getiriyoruz sana. “Ve bârik ve
sellim aleyhi ve aleyhim teslîmen kesîran kesîrâ.” Teslimen, teslim olarak.
Daim, devamlı. Kesir, çok. Çokların çoğunluğu ile salât ve selâm getiriyorum.
Bu virdlerimizi ihmal etmeyin. Büyüklerimizin ameli. Bunları yaparsak
biz de sultanların hâdimi oluyoruz. Sultanlar kim? Meşâyihler. Hâdimler kim?
Meşâyihlerin müridleri. Hizmetlerini göreceğiz. Kelâm-ı kibârda geçer:

