Page 129 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 129
Tasavvuf Sohbetleri -2 129
Mâsivânın illetinden pâk edip bu gönlümü
Kıl Tarîk-i Nakşibendin hâdimi Allah için
Bakınız, ne kelâm bu! Allah’a şükür hepiniz Nakşibendî Tarîka-
tı’ndansınız. Hâdimsiniz şimdi, hizmetçisiniz şimdi. Ama hizmetinizde azimli
olun, ciddi olun, samimi olun. Hizmetimiz nedir? İşte, Evvâbîn namazı,
Teheccüd namazı, hatmemiz, günlük virdimiz. Namazların peşlerinden olan
virdlerimiz. Bunları ihmal etmeyin. Sabah namazının peşinden Yâsîn. Beş
vakit namazın peşinden okunacak “Lâ ilahe illallâh” on bir tane. Üç defa salat
u selâm, peşinden Salaten tüncînâ. Bunlar aynen günlük yapmış olduğumuz
Lafza-yı Celâl’le olan virdimiz gibidir.
Yalnız namazınızı kıldınız işiniz acele. Yolcusunuz virtlere zaman yok.
Yürürken de yaparsınız onu. Virdleri oturarak yapmak şart değil. Müsait
olursanız oturarak yaparsınız. Yoksa namazı kılar, aşırları okursunuz. Virdleri
de giderek okursunuz. Herhangi bir harekette bulunabilirsiniz, acil işiniz
varsa. Yalnız müsait olanlar virdlerini yaptıktan sonra beş on dakika da huzur
yapsalar daha da efdal. Bunları mutad edineceğiz ki o zaman hâdim olalım.
Tarîkatta hizmet çok önemlidir, çok kıymetlidir. Allah’ın indinde de
Resûlullâh’ın indinde de hizmet çok önemlidir. Çünkü emir hududunda
oluyor. Allah’a şükür siz ehl-i sünnettensiniz. Hayvanî sıfatta değilsiniz, beşe-
rî sıfattasınız. Melekî sıfata geçmek için çalışın, geçin. Geçmezseniz hiç
değilse noksan sıfattan kurtulmuş, kemâl sıfata ulaşmış olan mürşidinize
bağlanın. Ama inancınız tam olsun.
Tarîkatın dört şartı var: Muhabbet, ihlâs, âdap, teslim. Mürit bunlarla
terakkî ediyor. Bunlar olmazsa mürşidi olanla, mürşidi olmayanın farkı nedir?
Mürşidi olan da beş vakit namazını kılıyor, olmayan da kılıyor. İbadetini ya-
pıyor, farz olan amelleri işliyor. Eğer insanın kalbi açılırsa ki bu da tarîkatın
şartları ile oluyor. O küçücük kalp çok büyük oluyor. Onun için evliyâullâhın
bir tanesi buyurmuş ki: “Zâhirde dünya harmanında ben bir taneyim. Ama
bâtında, maneviyatta dünya benim harmanımda bir tanedir.”
Öyle midir? Amennâ, öyledir. Muhabbet, Şeyh Efendimiz’i çok sevmek.
İhlâs, onu büyük göreceksiniz. Zâhirdeki cismi evet insan. Ama bâtında öyle
değil. Onun cisminin içinde bir cisim var. Öyle bir cisim ki içerisinde olan
cismin de gözü var, kulağı var, eli var, dili var. İşte o göz şarkı, garbı görür.
O cisminin içindeki cisimde olan kulak şarktakini, garptakini işitir. O cisminin
içerisindeki olan dil, zâhir dillerin konuşamadığını konuşur. Bütün ulemânın
konuşamadığını konuşur. Mademki evliyâullâh Allah’ın sıfatı ile sıfatlanı-
yorsa, işte bunlar olur.
Âdap, onun zâhirini-bâtınını bir bilin. Huzurunda nasıl duruyorsanız,
uzaklarda, ıraklarda olduğu zaman da huzurundaki gibi olun. O sizden ayrı
değil. Siz de ondan ayrı olmayın. Siz ondan ne zaman ayrı olursunuz?
Unutursanız o zaman ayrı düşersiniz. Unutmazsanız ayrı değilsiniz.
Teslimiyet, ona cansız bir âlet gibi teslim olmak. Ben cansız bir âletim o
beni hareket ettiriyor. Meşâyihimin önünde ben ölmüş bir cenâze gibiyim.

