Page 134 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 134

134                                                Gül'den Bülbüllere



                              “Evliyâullâh, kendi için değil,

                      ne kadar müridi varsa onların havfını çeker.”


                                                                  (4 Temmuz 1992)

               Burada birbirimizden farkımız yok. Farklılar varsa doktorlar var, müftüler
            var,  hocalar  var.  Bizim  ne  hocalığımız  var  ne  de  müftülüğümüz  var.  Bir
            kulum. Korktuğum sizin hulusunuz, ihlâsınız. Allah hulusunuzun, ihlâsınızın
            meyvesini yedirsin. Allah bu günahkâr kulu da sizin hulusunuza, ihlâsınıza
            bağışlasın. Ben sizin dediğiniz adam değilim. Allah sizin dediğiniz gibi etsin.
            Ben korkuyorum ki sizi aldatmış olurum. Hep korkum bu, hep sıkıntım bu.
            Hicap duymam da bu. Ama Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür Rabb’imizin
            lütfuna, ihsânına. Allah bugünlerimizi aratmasın. Allah bu nimetimizin mün-
            kiri etmesin.
               Allah’ın emri: “Allah için bir araya geliniz. Allah için birbirinizi sevin.
            Allah için konuşun.”
               Biz  de  Allah’ın  emrini  böyle  tatbik  ediyoruz.  Allah  riyâdan  saklasın.
            Cenâb-ı Hak sonumuzu hayır getirsin.
               “Din nasihattir.”
               Siz  buraya  nasihat  dinlemeye  geldiniz.  Fakat  bizim  nasihat  etmeye
            yetkimiz yoktur. Nasihat ancak âlimlerin, hocaların kârı, onların hakkı. Ama
            burada da bir iltifât-ı ilâhi var ki Allah’ın bir iltifâtı var ki: “Söyleyene bakma,
            söyletene bak.”
               Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Sizin o cansız gördüğünüz taşlar da beni zikreder.”
               Bunlar zikir yapıyorlar ama kimler için?
               Lâ’yı iskât eyleyenler daim illâ hû çeker
               Bu zikirdir. İnsan her şeyi “lâ” yok ederse, var olan kim olur? Evvel o, âhir
            o, zâhir o, bâtın o. Evveline inandık, âhirine inandık, zâhirine inandık. Niye
            göremiyoruz?
               Allah: “Evvel de Ben, âhir de Ben.” diyor. “Görünen de Ben, görünmeyen
            de Ben.” diyor.
               Burada “Ve hüve âlâ külli şey’in alîm.” oluyor.
               Allah’ın bin bir isminin nuru var. Bu tarîkatların her birisi Allah’ın bin bir
            ismi ile zikir yapıyorlar. Her tarîkatın zikri değişiyor. Fakat hangi tarîkatın
            sâliki olursa olsun bir esmâ çekiyor. Yapa yapa onda esmâ nuru tecellî eder.
            Çekmiş olduğu esmâ ile esmâ nuruna ulaşırsa onda tecellî eder. Esmâ nuru
            isimlerden tecellî eder. Bakınız:
               Gönülden perde-hicâb açıldı
               İlm-i ledünnîden bezmi içildi
               Cümle esmâ birbirinden seçildi
               Herbiri bir gûnâ elvân eyledi
   129   130   131   132   133   134   135   136   137   138   139