Page 125 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 125

Tasavvuf Sohbetleri -2                                           125

               Nâ-tüvân, mecbur. Bu da çok önemli bizim için, çok önemli. Cenâb-ı Hak
            bizi  noksan  sıfatla  halk  etmişse,  noksanlığımızın  icabı.  Bu  dünyada  bizim
            çilelerimiz  var,  bizi  bu  çilelerden  kurtaracak  kim  olacak?  Râbıtamız.
            Çilelerden kurtulmak demek gelen hastalığa râzı olmak. Gelen fakirliğe râzı
            olmak. Gelen zillete râzı olmak. Bu niçin böyle oluyor? Râbıtamız olmazsa
            olmaz. Çünkü “Eşeddül belâ” fermanı var.
               Cenâb-ı  Hak:  “Şiddetli  belâyı  peygamberlere  verdik.  Onların  içinden
            hafifini  de  velîlere  verdik.  Onların  hafifini  de  Müslümanlara,  inanmış  ve
            inancını yaşayanlara, dinini yaşayanlara verdik.”
               Eğer biz Müslümanlık davasında isek niye rahatlık istiyoruz ki? Rahatlık
            istiyorsak eğer, o zaman Müslümanlık davasında bulunmayalım.
               Nefsimizin esaretinden ruhumuzu kurtaran, meşâyihimizin himmeti, Şeyh
            Efendimiz’in duası. O kurtarıyor. O zaman anlıyoruz ki dünya arzuları aldatı-
            cıymış.  Nefsin  arzularından  vazgeçebiliyor  muyuz?  O  zaman  bizim  için
            hastalık da önemli olmuyor. Celâli Baba ne buyurmuş:
               Gazâ-yı belâdan kurtulmaz başım
               Günbegün artıyor, yürekte cûşum
               Celâli yâd ile görülmez işim
               Bu dertli sînenin dermânı geldi
               Şeyh  Efendisi  gelmiş  de  ona  söylemiş.  Dertli  sîne,  dertli  vücut.  Dertli
            vücudumun  dermanı  geldi.  Evet,  insanların  vücudunda  çok  dertler  oluyor.
            Fakat bunlar önemli değil. Esas insanın bir derdi var.
               Derman arardım derdime
               Derdim bana derman imiş
               Ben diyor derdime derman ararken derdim bana dermanmış. Burada insan-
            ların derdi, derdine derman ise niye doktora gidiyor? Niye derman arıyor? Bir
            dert var ki o dert derman oluyor insanlara. O derdi bildikten sonra daha has-
            talığı da kalmıyor vücudunda. Esas derdini bildiği zaman dertleri bitiyor.
               Mesela bir büyük balık olur. Bütün balıkları yutar bitirir. İşte esas dert de
            diğer dertleri siler süpürür. Peki, esas derdimiz nedir?
               Bürhan aradım aslıma
               Aslım bana bürhan imiş
               Bürhan, kurtuluş. Ben kurtulmak isterken, derman ararken aslım beni kur-
            taracakmış.  Aslını  bilenler,  aslını  düşünenler  kurtuldular.  Derdim  de  bana
            dermanmış. Derdimi bildimse daha niye derman arayayım.
               Bu dert nedir? Bu dert Allah’tan ayrılışımız. Derman nedir? Allah’tan ayrı-
            lan ruhun Allah’la birleşmesidir, Allah’a ulaşmasıdır. Aslımız nedir? Aslımız
            Allah’tan  gelen  ruhumuz.  Cesedimiz  ne?  Toprak.  Bugün  var,  yarın  yok.
            Ölmeyen var mıdır? Yok. Ölmeyen kalsaydı Peygamber Efendimiz kalırdı.
            Hepsi onun şerefine halk edilmiş.
               İnsanların bu görmüş olduğumuz vücudu eğer Allah’a kulluğunu yapıyor-
            sa  büyüyor.  Çok  kıymetli  oluyor.  İnsanlar  çok  büyüktür.  Çok  kıymetlidir.
            İnsanlar  çok  büyük,  çok  da  küçük  varlık.  Hem  büyük  varlık  insanlar  çok
   120   121   122   123   124   125   126   127   128   129   130