Page 140 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 140

140                                                Gül'den Bülbüllere

               Verir kullarına mühlet, velâkin eylemez ihmâl
               Allah, ihmal etmeyecek isyan edenleri.
               Kâfirin verdi murâdın, ya senin vermeye mi?
               Kâfirin  murâdını  dünyada  veriyor,  bizimki  âhirette.  Ama  korkalım  ki
            sonumuz nasıl olacak?
               Biz  âhireti  dünyadan  çok  seveceğiz.  Âhirete  önem  vereceğiz.  Dikkat
            edelim! Dünyayı düşündüğümüz kadar âhireti düşünmüyoruz. Dünyaya çalış-
            tığımız kadar âhirete çalışamıyoruz. Çalışmamız gerek.
               Cenâb-ı Hak: “Dünyaya da çalışın, âhirete de çalışın.” buyuruyor.
               “Dünyaya çalışın, dünyada kalacağınız kadar. Âhirete çalışın, âhirette ka-
            lacağınız kadar.”
               Burada  da  bir  rumuz  var.  Nedir?  Buradaki  rumuz  biz  dünya  hayatı  ile
            âhireti  karşı  karşıya  getiremeyiz.  Niçin?  Âhiret  hayatı  sonsuzdur.  Âhiret
            hayatında rakam yok ki büyük rakamı küçük rakama bölesin. Mesela bin biri
            ona böleceksin veya milyonu ona böleceksin. Âhiret hayatının belli bir rakamı
            yok ki dünya hayatına bölerek, dünyaya ne kadar çalışacağımızı, âhirete ne
            kadar  çalışacağımızı  bilelim.  24  saatin  23’ünü  âhirete  çalışsak  1  saatini
            dünyaya çalışsak. Yine dünyanınki çok olur, âhiretinki az olur. Ama Allah
            buna da bir sınır çizmiş. Kulum 8 saat çalış, mâişetin için helalinden. 8 saat
            ibadetini yap, 8 saat istirahat. İşte ölçü bu.
               Helal  kazan  diyor.  Mesela  bir  sürü  lokantalar  vardır.  İçkili  lokantalar
            haramdır. İçkisiz lokantanınki helaldir. Kahveler vardır. Oyunsuz kahvenin
            kârı helaldir. Oyun oynanan kahvenin kârı haramdır. Ama bu diyecek ki ben
            oyun  oynatmayınca  kimse  gelmiyor.  Gelmesin  Allah  senin  rızkını  verir.
            Acından mı öleceksin? Kim acından ölmüş ki. Bu kadar işsizler var.
               Kitap’ta, Sünnet’te dilenmek yasaktır. Ama hasta çalışamıyor, sakat çalışa-
            mıyor. Onlara haram değildir. Helal lokma şart. Zamanımızda helal lokma da
            bulunmuyor. Çok çetinleşti. Helal lokma yok diye kendimizi bırakalım mı?
            Soracağız.
               Hadis vardır: “Allah’a olan ibadetin hepsi on bölüm yapılsa dokuzu helal
            lokma.”
               Şimdi helal, haram çok karıştı. Elde etmek, bulmak çok çetinleşti. Yalnız
            helal lokma yok diye aramayalım mı? Sormayalım mı? Kendimizi bırakma-
            yalım, korkusunu çekelim.
               Peygamber Efendimiz’in emridir: “Zaman gelir ki ribâ yemeyen kalmaz.
            Yemeyenin de burnuna kokusu gider.”
               Mademki bu faizler varsa, rüşvetler varsa, gayrimeşru yerler varsa, küfür-
            hâneler varsa helal lokma bulmak çetin. Yemeyenin burnuna kokusu gider.
            Bu nedir? Senin paran helal ama kardeşinin kazancı gayrimeşrû. Ona da gi-
            diyorsun, geliyorsun. Akrabadan kopmak olur mu? Kardeşinden kopmak olur
            mu?  Kopamazsın.  Sen  istemiyorsun;  o  istiyor,  o  geliyor.  Veya  akrabadan
            birisi.  Eşinden  dostundan  bir  tanesi,  bir  kilo  meyve  al  gel  yiyelim  diyor.
            Yemeyelim diyebilir misin? Veya bir bardak çay ısmarlıyor. İçmem diyebilir
            misin? İçmem deyince onu inciteceksin. Veya kendini belli edeceksin. Bu
            adam çok takvâ, çok sofu diye düşünecek. Bu da tehlikeli.
   135   136   137   138   139   140   141   142   143   144   145