Page 141 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 141
Tasavvuf Sohbetleri -2 141
Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Müttakî olun. Müttakî olan kurtulur. Müttakî
olmayan kurtulamaz.”
Ama “Sizin en çok muttakî olanınız, en çok Allah’tan korkanınız.”
Demek ki burada takvâ havf ile. Bu zamanda takvâ olmak için havfımız
olacak. Bütün yediğimizin, kazandığımızın, harcadığımızın, konuşmamızın,
yürümemizin veya işimizin, aile efradımızın… Devlete karşı bir görevimiz
var. Ailemize karşı bir görevimiz var. Komşumuza karşı bir görevimiz var.
Bunları acaba yapabiliyor muyuz? Yerine getirebiliyor muyuz? diye havfını
çekmek lazım. Korku duymamız lazım.
Velîlerdeki havf onları terakkî ettiriyor, aşağı düşürmez. Nedir onlardaki
havf? Onlarda havf makamı açılmış. Evliyâullâhın havfı, bir milyon insanın
taşımış olduğu bir havf ile beraber olamaz. Ne kadar takvâ sahibi olurlarsa
olsun. Eğer müptedî ise, irade sahibi ise, küllî iradeye geçmemişse, bir velînin
havfı ile beraber olamaz. Çünkü velîlerdeki havf üzerlerine tevdi edilen
görevin havfı. Ulaşmış oldukları makamın havfı. Yani bir evliyâullâh kendi
için değil de ne kadar müridi varsa onların havfını çekiyor.
Onun için Allah’a şükür. Allah bize bu nimeti bahşetmişse onun kadrini
bilelim, kıymetini bilelim. Tarîkatın nimetinin sonu yok. Makamının sonu
yok. Tarîkatın havfının sonu yok. Hele nimetinin sonu yok.
Niçin? Neden? Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “İnsanlar ulvî,
insanlar süflî.” Ulvînin mânâsı, gökleri aşar melekleri geçer. Süflînin mânâsı,
hayvanlardan aşağıya düşer.
Tarîkatta ruhun terakkîsinin sonu yoktur. Terakkî ediyorsa ruh terakkî edi-
yor. Niçin?
Cenâb-ı Hak: “Gâbe Gavseyn, ev ednâ” buyurmuş Peygamber Efendimiz
hakkında. “Habîbim sen bana iki kaşının yaklaştığı kadar yaklaştın.” Bu-
yuruyor.
Öyleyse bir insan ne kadar yükselirse yükselsin o, “Gâbe Gavseyn”
makamına gidemez. Oraya kadar yol açık.
Himmet-i evliyâ bize yâr iken
Şâh-ı Nakşibendî ser-hünkâr iken
Şah-ı Nakşibendî Efendimiz kadar yükselen olmamış. Reis-i Evliyâ seçil-
miş. Hünkâr, padişah demek. Ser-hünkâr, çok ilerde padişahlardan daha iler-
de. Padişahlardan daha üstün bir padişah.
Seyyid Tâhâ Sıbgatullâh var iken
“Gâbe Gavseyn”e dek seyrânımız var
Himmeti evliyâ; bizim pirlerimiz, bizim silsilemizdeki velîler, irşad
memurları, tebliğ memurları değil. Tebliğ memurlarında o kadar yükselme
olmaz. Ama irşad memurlarında olur.
Onun için bizim silsilemizdeki velîlerin himmeti çok büyüktür, çok boldur.
Onların himmeti bizim ile beraber olursa diyor. Şah-ı Nakşibendî Efendimiz
de ser-hünkâr. Buradaki anlam şudur: Mademki bu tarîkat, Nakşibendî Efen-
dimiz’in ise bu tarîkatta çalışanlar Nakşibendî Efendimiz’e gidinceye kadar
buradaki meşâyihlerden, her meşâyih kendi makamına kadar götürür, kendi
makamından ileri götüremez.

