Page 146 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 146

146                                                Gül'den Bülbüllere

               Diyor ki, malından evlâdının hiçbirinden fayda göremezsin. Senindir hep
            kazandığın vebâlin.
               Eğer sen amelsiz gittinse... Amelsiz demek, insanlar mademki bu dünyada
            doğmuşlar, yaşıyorlar. Yemeleri var, içmeleri var, işleri var. Almaları var, ver-
            meleri  var.  Bunlarda  muhakkak  vebâl  de  var,  sevap  da  var.  Her  bir  hare-
            ketinde, her bir sözünde vebâl kazandı gittiyse kabirde onun azabı olacaktır.
            Cenâb-ı Allah aldanmışlardan etmesin, Habîbi hürmetine.
               Bizden  önce  birçok  insan  gelmişler,  gitmişler.  Bizden  sonra  da  birçok
            insan gelecekler. Biz de geldik gideceğiz. Aldanmışlar kimler? Sadece dünya
            ile  uğraşanlar.  Şöyle  yiyeyim.  Şöyle  kazanayım.  Şöyle  harcayayım.  Hep
            zevkini sefasını düşünenler. Bunlar aldanmıştır. Hem de ne kadar aldanmıştır,
            bunları biliyor musunuz?
               Bu garip illerde kalma avâre
               Can bedende iken kıl buna çâre
               Isırdırlar seni çok semmi-mâre
               Diyor ki sen bu dünyaya geldin ki âhireti kazanasın. Kazandıysa kurtuldu,
            kazanamadıysa yandı. Bu yanma, bu azap bitmez, tükenmez. Eğer canın be-
            dende  iken  kazanamadınsa  müflis  gittin,  sermayen  yok.  Kabir  azabında
            yılanlar  olacak,  ısıracaklar.  Hem  de  ateşten  yılanlar  ısıracaklar.  Isırdıkları
            zaman gözlerinden yaş yerine kan aksa kurtulamazsın.
               Öyle  ise  bunlar  haktır,  doğrudur  inandıksa.  Allah  bizi  Müslüman  halk
            ettiyse, Kitap’ımıza inandıksa, Peygamberimiz’e inandıksa bunlar  Allah’ın
            sözleri, Peygamberimiz’in sözleri. Bunları düşünüp korkacağız. Kendimizi
            burada iken kurtarmamız gerekiyor.
               Her insan ölecek. O kabre girecek. Ağası da kölesi de o kabre girecek.
            Zengini, fakiri, delisi, akıllısı... Hangi milletten olursa olsun, hangi soydan
            olursa olsun o kabre girecek. Kabir onlar için cennet bahçesi de cehennem
            çukuru da. Kabrin azabını duyanlar, azabından kurtulmak için çalışırlar. Bu
            çalışma  nedir?  İbadet,  amel.  Başka  nedir?  Doğruluk.  Başka  nedir?  Bütün
            günahlardan,  yasaklardan  kaçınmak.  Bu  da  nedir?  Allah’ın  emirlerini
            tutmaktır. Bunları yaptınsa kazandın. Kabir senin için cennet bahçesi oldu.
            Dünyanın en sefâlı yerini düşünün oradan bile lükstür.
               Gezeriz hayvan-ı nâtık misâli
               Ekl ü şurbtan gayrı ne kârımız var
               Kesret-i sevk içre çok lâübâli
               Söylemeden gayrı ne kârımız var
               Ne diyor burada? Hâşâ cemaatimiz için değil. Ameli olmayanlara diyor.
            Hayvan gibi gezerler diyor.
               Gönlüme nakşoldu hubb-u cemâli
               Terk eyledim cümle hep kîl-u kâli
               Dünya perestlerin çok ise mali
               Bizim de İmâm-ı zamanımız var
               İmâm-ı  zaman,  meşâyihtir.  Hub:  sevgi.  Cemâl:  yüz.  “Yüzünün  sevgisi
            gönlüme  nakış  gibi  işlendi”  diyor.  “O  işlenince  dünya  çıktı”  diyor.  “Terk
   141   142   143   144   145   146   147   148   149   150   151