Page 153 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 153

Tasavvuf Sohbetleri -2                                           153



                            “Şeyhi olmayanı şeytan kandırır.”



                                                                  (25 Haziran 1992)

               En  büyük  nimetimiz  meşâyihimizin  olması  Allah’a  şükür.  Büyük  âlim
            Niyazi Mısrî Hazretleri tasavvufa girince ne demiş:
               Öyle sanırdım ayrıyam
               Dost gayrıdır ben gayrıyam
               Benden görüp işiteni
               Bildim ki ol cânân imiş
               Yâr’dan  mânâ,  Allah.  Diyor  ki  ben  zannederdim  o  ayrı,  ben  ayrı.  Ben
            anladım ki bana keşfedildi ki benden görüp işiten o imiş. Bir de buyuruyor ki:
               Sağı solu gözler idim
               Dost yüzünü görsem deyû
               Ben taşrada arar idim
               Ol cân içinde cân imiş
               Cesedin  içeresindeki  ruh,  makamına  ulaşırsa  ayrı  mıdır?  Değil.  Gayrı
            mıdır? Değil. Mesela bir insanın azasından bir parmağını kaydırmış olsa. Bu
            parmak koca vücutta bir parça. Parmak çok küçük. Bunda can da yok. Ama
            bu parmak vücuda birleşirse büyük bir cisim olur.
               Cenâb-ı Hak ne buyuruyor? “Ben kendi ruhumdan ruh üfledim.”
               İnsanlara üflemiş. Kendi ruhundan üflenmişse bu ruh gider.
               “Her şey aslına rücu edecek.”
               Allah’ın  emridir.  Ruhun  aslı  Allah’tan  gelmiş,  Allah’a  gider.  Şeriat,
            tarîkat,  hakikat,  mârifet  ile  gider.  Velî  demek  Allah’a  kulluğunu  yapmış
            demektir.
               Mâlikimin mülküne mihmân oluram kime ne
               Sâni’in sun’un görüp hayrân oluram kime ne
               Mâlik, sahip. Yerlerin, göklerin her şeyin sahibi kimdir? Allah’tır. Mâlikin
            mülkü  derken,  hiçbir  şey  yok  iken  o  vardı.  İnanmışsak  amennâ.  Allah’ın
            varlığı ezelî ve ebedî. Allah’ın zâtından başka, bütün bu mahlûkât, halkiyyet
            sonradan var edilmiş. Nasıl var edilmiş? Allah yoktan var etmiş. “Ol” demiş,
            olmuştur. “Olma” deyince hepsi yok olacak. Her şey yok olacak. Allah’ın zâtı
            kalacak. Âyet-i kerîmesinin gereği olarak insanlar da yok olacak. İnsanlarda
            bu tecellî ediyor.
               Peygamberlere  inandığımız  gibi  velîlere  de  inanacağız.  Peygamberler
            olmadığı zaman halka hizmeti kim görmüş? Allah’ı bu insanlara tanıtan kim
            olmuş? Velîler olmuş. Hazreti İsa ile Peygamber Efendimiz arasında altı yüz
            küsur sene geçmiş. Hazreti İsa’yı asacaklardı. Astıklarını zannettiler. Bu altı
            yüz sene İncil’i neşreden kim oldu? On bir kişi idi. Onlar da kaçtılar. Her birisi
            bir memlekete gizlendiler. İncil’i neşrettiler.
   148   149   150   151   152   153   154   155   156   157   158