Page 155 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 155
Tasavvuf Sohbetleri -2 155
miyor. Ama nasıldır? Birisindedir ama diğerleri makamıdır. Çünkü bir
evliyâullâhın olsun, bir nebînin olsun kırk gün bir yerde iskân etmişse,
oturmuşsa orası makam sayılır ve orası ziyaret de edilir, ziyaretgâhtır.
Çünkü neden? Yerde şeref yok. Şeref insanlarda. Allah’ın makbul olmuş
bir kulu, bir velîsi nerede olursa orası şereflidir. Kırk gün iskân etmişse orası
makamdır. Zikri ehlinden almak çok önemlidir. “Şeyhi olmayanların şeyhi
şeytandır.” Şeytan kandırıyor. Çok abitleri kandırmış.
Cenâb-ı Hak: “Sizin bileniniz ile bilmeyeniniz bir değilsiniz.” buyuruyor-
sa, bugün zâhir ilmi olandan, zâhir ilmi olmayan farklıdır. Zâhir ilmi olandan
da bâtın ilmi olan farklı. Zâhir ilmi, bâtın ilmine hiç ulaşamaz. Bir kovaya su
doldursanız kullandıkça biter. Ama kaynar bir kuyunun suyu bitmez.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “İnsanlar ulvî, insanlar süflî.”
Ulvînin mânâsı gökleri aşar, melekleri geçersiniz. Süflînin mânâsı hayvan-
lardan aşağıya düşersiniz.
Burada İmâm-ı Âzam’ın bir sohbetini aktaralım. İmâm-ı Âzam talebeleri
ile gidiyormuş. Zaten onu talebeleri yalnız bırakmazlarmış. Ulemâlar
kitaplarında bundan bahsediyorlar. “İmâm-ı Âzam ortada bir yıldız, talebeleri
etrafında ay gibi. Yürüdükleri yerlere nur saçıyorlar.” diye.
Yine böyle gidiyorlarmış. İmâm-ı Âzam’ı sevmeyen birisi ile karşılaş-
mışlar. Adam inanmış değil. İnanmak, ehl-i beyti sevmektir. Onlar (Râfizî)
biz de seviyoruz diyorlar ama yalancılar. Bu nasıl sevgi: Kitap yok, Sünnet
yok, ibadet yok, gusül yok. Bunlar bize de karşıdır. Bunlardan bir tanesi
İmâm-ı Âzam’a kasıtlı bir soru soruyor. Yine biliyor ki İmâm-ı Âzam onu
koruyacak. Aksi hâlde o hakareti yapamazdı. Bir siyah köpek geçiyormuş
oradan. “Dur yâ İmam, bir sorum var sana.” demiş. Durmuş. “Ya imam şu
köpeğin kılları mı hayırlı, senin sakalının kılları mı hayırlı?” Bunu söyler
söylemez talebeler üzerine yürümüşler. Parça parça edecekler. İmâm-ı Âzam
heyecanla, şiddetle. “Durun! Durun! Eğer elinizi sürerseniz, size hakkımı
helal etmem.” demiş. Talebeler donmuş kalmış. İmâm-ı Âzam hemen tefekkür
yapmış. Cevap vermiş:
— Ben eğer Allah’a olan kulluğumu yaparsam, Allah beni cennete koyacak.
O köpek ise cennete gelmeyecek. O zaman benim sakalımın kılları köpeğin
kıllarından hayırlı olur. Eğer ben Allah’a isyan edersem Allah beni
cehennemine koyacak. O köpeği cehenneme koymayacak. O zaman benim
sakalımın kıllarından, o köpeğin kılları hayırlı olur.
O zaman Râfızî de düşünmüş doğrudur sözün yâ İmam, haktır sırrın demiş.
Bana imanı târif et demiş.
Hiçbir velî mürşitsiz yetişmez. Mevlânâ, İmam-ı Rabbani hepsi birer
mürşid eğitiminden geçmişlerdir.

