Page 154 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 154

154                                                Gül'den Bülbüllere

               Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Ben Peygamber göndermediğim kavime azap
            etmem.” diyor.
               Zaman gelmiş, asırlar geçmiş peygamber gelmemiş. Bazı dönemler var
            peygamberlerin onu, yüzü, otuzu bir arada gelmiş arz üzerinde. Hazreti İsa ile
            Peygamberimiz arasında altı yüz yıl. Peygamber gelmedi diye Allah o yıllarda
            yaşayan insanlara azap etmeyecek mi? Edecek. Niçin? Vâris-i enbiyâ olan
            velîlerini yolladı. Bir Peygamber gidince, öteki peygamber gelinceye kadar
            onun kitabı, dîni feshedilmiyor. Velîler peygamber değil ama peygamberin
            vekili oluyorlar.
               Abdülhâlik  Gücdüvânî  Hazretleri  üveysîdir.  Hızır  aleyhisselam  onu
            öğrenci gibi önüne almış, yetiştirmiş. Zaten Gücdüvânî Hazretleri Nakşibendî
            Efendimiz’in de manevî şeyhi.
               Nakşibendî Efendimiz onu görmemiş. İkisinin arasından, iki buçuk asır
            geçmiş. Abdülhâlik Gücdüvânî Hazretleri’ni, Hızır aleyhisselam yetiştiriyor.
            Nakşibendî Efendimizi de Gücdüvânî Hazretleri’nin rûhâniyeti yetiştiriyor.
            Sade o değil, Nakşibendî Efendimiz’i dört büyük evliyâ yetiştiriyor. Bunların
            hiçbirini  görmemiş.  Abdülkâdir  Geylânî  Hazretleri,  Necmeddin-i  Kübrâ
            Hazretleri,  Ahmed-i  Çeşdî  Hazretleri  ruhuna  eğitim  yaptırmışlar.  Kelâm-ı
            kibâr:
               Aşkına Hazret-i Pîr-i Tâgi’nin
               Reis-i Evliyâ din çerâğının
               Reis-i evliyâ, Nakşibendî Efendimiz. Din çerağı, dinde onun kadar hizmet
            gören olmamış. İslâm’ı onun kadar yayan olmamış.
               Hakikat bahrinin, çâr ırmağının
               Pîr, mürşid. Pîran, silsile. Bizim silsilemiz, altın zincir halkadır. Pîr-i pîran,
            kendi pirinden başlayarak bütün silsiledeki pirlerden, hatta Peygamber Efen-
            dimiz’den yardım talep ediyor.
               Destgirim ol cemi-i pîr ü pîran hürmeti
               “Küntü kenz”in padişahı, ruh-ı sultan hürmeti
               Küntü-kenz’in  padişahı,  Hazreti  Allah.  Cenâb-ı  Hakk’ın  zâtının
            büyüklüğünü kendisi biliyor. Kimse bilmiyor onu. Ruh-i Sultan, Peygamber
            Efendimiz.
               Demek ki velîler, peygamberler olmadığı zaman halka ışık tutmuşlar. Hal-
            kı karanlıklardan kurtarmışlar. Dalâletten hidâyete çevirmişler. Mevlânâ: “Ne
            olursan ol gel demiş.” Bu ne? Ne kadar günah işledinse, ne kadar isyan ettinse
            ettin yine gel diyor. Çünkü niçin? Allah’ın rahmeti bol. Allah’ın rahmetinin
            nihâyeti yoktur. Yeter ki kul ne kadar günah işlemişse, günah işlediğini ve
            Allah’ın da rahmetinin bol olduğunu bilsin.
               Şeriatta benlik yoktur. Tarîkatta benlik perdedir, berzâhtır. Benlik insanın
            Allah’a giden yolunu keser. Şems’in kullandığı “Ben” kelimesi onun başının
            kesilmesine sebep oldu. Her ne kadar onu makamına ulaştırmışlarsa da onun
            şehit olduğu yer, onun makamıdır.
               Hazreti Ali Efendimiz’in makamı var, şehit olduğu camide. Ama cesedi
            orada yok. Ama yine oraya bir türbe yapmışlar. Birçok velî vardır ki bunların
            birkaç tane makamı vardır. Yunus Emre, Veysel Karânî ve başkaları. Birkaç
            yerde  türbesi  var.  Peki,  hangisindedir  bunların?  Hangisinde  olduğu  bilin-
   149   150   151   152   153   154   155   156   157   158   159