Page 159 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 159

Tasavvuf Sohbetleri -2                                           159



                          “Manevî fakirlik Allah’ı kazandırır.”



                                                                  (18 Haziran 1992)

               Evet, Efendiler, Allah’a şükür. Cenâb-ı Hak bu nimetleri bize ihsân etmiş.
            Evvela Müslüman halk etmiş. Müslümanlardan seçmiş. Çoğunlukta olan kü-
            fürde bırakmamış bizi. Habîbi’ne ümmet etmiş. Ümmetten de seçmiş bizi.
               Hristiyanların kilisesi var. Yahudilerin havrası var. Mecusiler ateşe tapı-
            yorlar. Sığıra tapanlar, güneşe tapanlar var.
               Müslümanız  Allah’a  şükür.  Fakat  biz  yaşıyoruz.  Yaşamayan,  ben  de
            Müslümanım der ve cennet de benim der. Hani amel? Amel yok. Bunlardan
            da Cenâb-ı Hak bizi seçmiş. Şeriatımız var, tarîkatımız var. Hakikate ulaşırız
            inşallâh. Bize en büyük ihsân mârifete ulaşmaktır.
               İlim insanları yükseltiyor. Ama aslında ilim insanları alçaltacak ki Allah
            yükseltsin. Âlim olanlar tabii ki seçilmişlerdir.
               Cenâb-ı Hak da ne buyuruyor: “Sizin bileninizle, bilmeyeniniz bir değil-
            siniz.”
               Bilen bilmeyenden farklıdır. Ama bu bilmenin de kaç türlü anlamı var? Bir
            âlim olmakla ben biliyorum demek mi oluyor? Yunus Emre ne demiş:
               İlim ilim bilmektir
               İlim kendin bilmektir
               Sen kendini bilmezsin
               Ya nice okumaktır?
               İlimden mânâ, kendini bileceksin. Kendini bilmedikten sonra sen âlim de-
            ğilsin. İlim bir taraftan zâhirde ilim sahibini yükseltir. İlim sahibini yükseltir
            ama ilim sahibini halk yükseltecek, kendisi değil. Kendisi ilminden dolayı
            yükselirse, onu Allah hakir eder. Çünkü ilminden dolayı yükselmek demek,
            kendisinde gurur, kibir oluşması demek oluyor. Halkı kendisinden aşağı gör-
            mek demek.
               Bir âlim tarîkata girmezse ilminden geçemiyor. Şeriatta ilim, ibadet, hayır
            çok kıymetlidir, çok geçerlidir zâhir âlimlere göre. Ama tarîkatta bunların
            hiçbir kıymeti yoktur. “Ameli güzel işle. İşlememiş gibi bil.” diyor.
               Bir hadis vardır: “Kişi ameli ile cennete giremez.”
               Ancak nasıl girer cennete? Allah’ın fazl u tevfîki, kişinin mertliği ile girer.
            Yani  kişiye  Allah  cenneti  ikram  ederse,  kişi  de  mert  olursa  cennete  girer.
            Burada mertlik denilince nefsi yenmektir. Tarîkatta ne var? Canı vermek var.
            Cânân’ı bulacaksın. Cânân’dan mânâ Allah.
               İki türlü fakirlik vardır: Maddî fakirlik, manevî fakirlik. İkisi de geçerlidir.
            Maddî fakirlik cenneti kazandırır. Manevî fakirlik Allah’ı kazandırır.
               Bütün meleklerin, cinlerin, insanların ilmi toplandığı zaman Peygamber
            Efendimiz’in  ilminin  yanında,  deryada  bir  katre  gibi  kalırmış.  Böyle  iken
   154   155   156   157   158   159   160   161   162   163   164