Page 163 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 163
Tasavvuf Sohbetleri -2 163
inanması ile beraber kalbin zikir yapar. Kalbin zikir yapınca bütün azalara
akseder. Bir arabanın, bir kamyonun motoru çalışınca ne oluyor? Bütün
aletlerinde bir hareket meydana geliyor. Motor çalışmazsa eğer hiçbir yerde
ses yok, hareket yok.
İşte insanların kalbi de bir motor. Ama iki görevi var: Görünen zâhir
görevi. Vücudun kanını toplar ve damarlara ulaştırır. İkincisi 366 damarın
merkezi. Kalp zikir yapmaya başlayınca bütün azalara yayılır. “Sultanî zikir”
olur. Bu da kalbin görünmeyen, tarîkatta bilinen görevi. O zaman Cenâb-ı
Hakk’ın sayısız “kesîran” zikir yapın demesi tecellî ediyor.
Bir binada 366 pencere olsa hepsinden güneş gelse ne olur? Bina pırıl pırıl
aydınlanır. 366 damardan da Allah’ın feyzi gelirse, o kalbe 366 çeşmeden su
gelirse o kalp çağlayan olur.
Söz ile bulunmaz bir sâdık muhib
Derde düşmeyince aranmaz tabib
Cenâb-ı Hak: “Biz insanı çok kıymetli halk ettik. Kendi ruhumuzdan ruh
üfledik.” buyuruyor.
O ruh bize emanettir. Neye benzer bu? Çok kıymetli bir şeyi zamanında
birisi sana vermiş. Çok kıymetli bir şey olan o emaneti sen temiz tutsan,
muhafaza etsen onu memnun edersin. Ruh da sana emanettir. Onu muhafaza
edersen Allah’ı memnun edersin. Eğer muhafaza etmezsen, ihânet edersen
sana ceza verir. Ceset de sana emânet. Ne diyor:
Ten senin, bu can senin cânân senin
Daha benden ne istiyorsun her şey senin yâ Rabbî, diyor. Yunus Emre ne
demiş:
Sen dizdirdin beni sen dizdin beni
Çün ayıp içün yarattın bedeni
Beni ben dizmedim. Sen yarattın beni diyor. Ama ayıbımızı, noksanımızı
bilemiyoruz. Bilsek zaten kurtulacağız. Allah’ın halk etmiş olduğu nimet o
zaman anlaşılacak. Cenâb-ı Hak Kur’ân’ı göndermiş, Peygamber göndermiş
ki bilelim.

