Page 80 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 80

80                                                 Gül'den Bülbüllere



                        “Mal, mülk Allah’ındır, biz emanetçiyiz.”



                                                                    (11 Ekim 1991)

               Allah  bizi  Müslüman  halk  etmişse  inancımızı  yaşayacağız.  Eğer
            inancımızı yaşamazsak nereden belli olacak Müslüman olduğumuz? İslâm’ın
            yaşantısı “Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün  Resûlullâh.” Hepsi bu ifâdenin
            içinde. “Lâ ilâhe illallâh” Allah’a inanmak, Allah’ın kitabı Kur’ân’a uymak.
            “Muhammedün Resûlullâh” Muhammed’e (sav) uymak. Muhammed’e (sav)
            tâbi olmak.
               Peygamber Efendimiz öyle buyuruyor: “Ben geldim, bu dünyadan gidi-
            yorum. Ümmetime iki şey bıraktım: Kitap ve Sünnet’im. Kitap ve Sünnet’ime
            sarılanlar kurtulurlar. Kitap ve Sünnet’ime sarılmayanlar helâk olurlar, yok
            olurlar, mahvolurlar.”
               Ölmemizle mi yok olacağız. Ölmekle ancak cesedimiz yok oluyor. Ruhu-
            muz âlem değiştiriyor. Dünya bir âlem, âhiret de bir âlem. Fakat dünya geçici
            bir âlem. Âhiret geçici değildir.
               Âhirette bitmez tükenmez, sonu gelmez bir hayat var insanlar için. Çok
            lüks bir hayat var. Dünyada bu hayatın bir zerresi yok. Âhirette çok sıkıntılı,
            bunaltılı, meşakkatli bir âlem de var. Onun da sonu yok, biteceği yok. Onun
            için ölümü unutmamak lazım. Âhireti unutmamak lazım.
               Ölüm; dünya hayatına son veriyor, âhiret hayatına başlangıç oluyor.
               “Her nefis ölümü tadacaktır.”
               Zaten bu dünyada bir kişi kalsaydı, Peygamber Efendimiz kalırdı. Çünkü
            dünya onun için halk edilmiş. Gökler, yerler, melekler hepsi onun için halk
            edilmiş. Âşıklardan bir tanesi ne buyuruyor:
               Ey bî-vefâ dünya senin elinden
               Peygamber-i âhir zaman ne etti?
               Güvenilmez düzenine, dengine
               Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ne etti?

               İntikâmın aldı nice kâfirden
               Elinden mumu var çağlanır nurdan
               Eritti Kâbe’yi puttan küfürden
               Aliyyullâh gayrı âsar etti
               Nübüvveti yayması için, kâfiri yenmesi için Cenâb-ı Hak ona fırsat halk
            etti.  Kuvvet  verdi,  cennetten  verilmiş  bu  kuvvet.  Hasan  ve  Hüseyin  Efen-
            dilerimiz için Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
               “Hasan, Hüseyin Efendimiz’in nuru ile Allah-u Teâlâ arş-ı âlâyı süslemiş.
            Âhirette de onların nuru ile cenneti süsleyecek.”
   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84   85