Page 85 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 85
Tasavvuf Sohbetleri -2 85
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onun kadar ümmetine hâris, onun ka-
dar ümmetini seven, onun kadar ümmetini kayıran hiçbir peygamber olmadı.”
buyuruyor.
Kâfirler zengin, Peygamber Efendimiz fakir. Zenginliklerinden dolayı
Peygamber Efendimiz’in nübüvvetini kabul etmediler. Fakir diye, yetim diye
onu hakir gördüler. Nübüvveti ona lâyık görmediler. Peygamberliği ona lâyık
görmediler. Onlar ne kadar yükselirlerse yükselsinler yani zengin olsunlar
ama yine fakirler onlar.
Cenâb-ı Hak ne buyurdu: “Onlar zenginlikleri ile senin üzerine gurur
getiriyorlar. İstiyorsan ben seni onlardan zengin yaparım. Uhud Dağı’nı
senin için altın hâline getireyim. İstediğin yere yürüteyim. İstediğin yerde,
istediğin gibi harca.”
İstemedi Peygamber Efendimiz. Ümmeti için istemedi. Gerçi burada
fakirlik dünya azabıdır. Biz istemeyelim fakirliği. Ama Allah’tan gelirse râzı
olalım. Zenginlik de istemeyelim. O da bizim için tehlikelidir. Ancak “Yâ
Rabbî! Bizi muhannete muhtaç etme. Açlıkla, çıplaklıkla bizi imtihan etme.”
diyeceğiz.
“Ey Habîbim, her umurun orta hallisi hayırlıdır.”
Orta hallisi hangisi? Fazlası yok, eksiği yok. Eksiği olursa o da bir azaptır.
Fazlası olursa o da bir azaptır. Eğer fazlasını muhafaza edemezse, israf ederse,
gayrimeşru yerlere, zevkine, sefâsına dalarsa, harcarsa ne olur? Onlar, onun
için ateştir.
Cenâb-ı Hak kulunu bilir. Zenginliği taşıyabilir mi, taşıyamaz mı? Taşırsa
verir, taşıyamazsa vermez. Ama biz hayırlısını isteyelim.
Hazreti Musa Kelimullâh Tûr-i Sina Dağı’na gidiyormuş. Allah ile ko-
nuşuyormuş. Vahiy orada iniyormuş. Tevrat kitabı kısım kısım geliyormuş.
Ümmetinden bir tane hanım ile bey varmış. Bunlar o kadar inanmışlar ki
Hazreti Musa’ya. Demişler:
— Yâ Kelimallâh, sen Tûr-i Sina’ya gidiyorsun Rabb’inle konuşmaya. Biz
bilemiyoruz bizim için zenginlik mi hayırlı, fakirlik mi hayırlı? Rabb’inden
dile bize.
Hazreti Musa Kelimullâh gitmiş söylemiş:
— Yâ Rabbî, Sana her şey âyan. Filanca kulun benimle böyle bir istekte
bulundu. Hakkımızda zenginlik mi hayırlı, fakirlik mi hayırlı bilemiyoruz, di-
yorlar.
Cenâb-ı Hak:
— Yâ Kelîm’im! Git o kuluma söyle ki onun 40 sene ömrü var. 20 sene
ona zenginlik verdim. 20 sene fakirlik verdim. Hangisini evvel istiyorsa iste-
sin.
Musa Kelimullâh gelip onlara söylüyor. Onlar da kendileri istişâre
yapıyorlar. Diyorlar ki:

