Page 88 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 88

88                                                 Gül'den Bülbüllere

               O sene de hep dişi yavruluyorlar. Böylece bir iki sene içerisinde çoğalıyor
            koyunları. Ama ilk gelişinde anlaştılar. Hep beraber, her zaman bu köyün koyun-
            larının otladığı bir muhit var. Bir bölüm otlak çok çiğnenmiş, otları az. Bir muhit
            de var ki otları çok. Koyunları otlatmaya gidecek. Şuayp aleyhisselam diyor ki:
               — Çubuğu ver.
               Gidiyorlar çubuk getirmeye. O âsâ ellerine geliyor, âsâyı getiriyorlar. O da
            Şuayp aleyhisselam’a emânet ya.
               — Getir bakayım hangi çubuğu veriyorsun, diyor. Elliyor.
               — Götür bunu başkasını getir, diyor.
               Başkasını getiriyor. Yine bakıyor ki o âsâ.
               — Değişmemişsin sen bunu, diyor.
               — Yok, baba değiştim, diyor.
               — Ben değiştim ama yine o oldu, diyor.
               — O zaman tamam. Bunda bir esrâr var. Ver diyor, âsâyı alıyor. Canavar-
            ların,  ejderhaların  olduğu  otlağa  geliyor.  Oranın  otları  çok  olduğu  için
            koyunlar yiyorlar, doyuyorlar. Yatmaya başlıyorlar. Yatmaya başlayınca âsâ
            orada  yatıyor.  Uyanınca  bakıyor  ki  orada  bir  ejderha  parçalanmış.  Asa  da
            kanlı duruyor. Ondan sonra geliyor. İkinci bir sefer yine oraya götürüyor. Yine
            bir ejderha parçalanmış. Orada birisi de duruyor. Oradan birileri geliyor.
               — Yâ Musa, korkma o ejderhayı tut, diyorlar. Ejderhayı tutuyor. Bakıyor
            ki âsâ oluyor. Âsâ sahibini buldu şimdi. Âsâyı alıp gidiyor.
               Evet, Salebe bin Hatip, Peygamber Efendimiz’den koyun istedi. O da:
               — Zenginlik isteme. Hak’tan hayırlısını iste, diyor.
               Ertesi gün yine istiyor. Peygamber Efendimiz yine:
               — Ya Salebe, koyun isteme, Hak’tan hayırlısını iste, diyor.
               Üçüncü sefer de çok fazla ısrar edince:
               — Haydi, Allah sana koyun versin, diyor.
               Koyun veriyor. Sakat, makat bir iki koyunu oluyor. Onlar yavruluyorlar,
            yavruları yavruluyor. Derken bir sürü koyunu oluyor. Salebe vakit namaz-
            larının birisini, ikisini, üçünü, dördünü, beşini derken koyun sayısı arttıkça
            cemaate gelemiyor. Daha sonra cumadan cumaya gelmeye başlıyor. Sürüler
            sahibi oluyor. Fakat öyle bir hâl oluyor ki cumalara dahi katılamıyor. İbadetini
            yapamaz hâle geliyor. Malının zekâtını bile vermiyor. Demek ki Allah hakkı-
            mızda her şeyin hayırlısını nasip etsin.
   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92   93