Page 91 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 91
Tasavvuf Sohbetleri -2 91
şükredeceğiz ki Allah bize mürşid nasip etmiş. Ama ona çok inanacağız, çok
teslim olacağız. Onu çok seveceğiz. İşte, râbıta budur. Râbıta ona bağlanmak,
rabtolmak. Bu da Allah’ın emri. Evliyâullâhı sevmek, ona bağlanmak
Allah’ın emridir. Bu bizi kurtaracak. Kelâm-ı kibârda geçer:
Bırak bu mâsivâ ile hevâyı
Mâsivâ, dünya; hevâ, dünyadaki arzularımız. Bunların hepsi havadır, bo-
şunadır. Yok oluyor bunlar.
Pîr-i Sâmi gibi bul rehnûmâyı
Pîri Sâmi’den mânâ meşâyihtir. Her müridin meşâyihi kendisine göre
delildir, eğer bağlanırsa.
Delil eyle o zât-ı evliyâyı
Bu berzâh âlemin geçmek dilersen
Bekâ gülşânına göçmek dilersen
Berzâh, inananlar için bu dünya âlemidir, karanlıktır.
Peygamber Efendimiz’in emri: “Dünya müminin zindanıdır.”
Demek ki dünya kâfirlere cennettir.
Talip; talep eden, dileyen.
“Talip, sa’yında doğan gibi olsun. Sebâtında da kelp gibi olsun.” diyor.
Allah doğanda da bir hassa halk etmiş. Yani insanlar arasında ne kadar bed
(kötü) ahlaklı bir insan olsa, onda da bir hassa vardır. Bilemiyoruz, Cenâb-ı
Allah halk etmiştir. Mademki Allah’ın zâtından ayrılmış gelmiş. Ondan bir
ruh taşıyor. Onda da bir hassa vardır.
Bir insan da ne kadar güzel olursa olsun ne kadar iyi huylu olursa olsun
onda da bir noksanlık vardır. Çünkü noksan sıfattan beri olan Cenâb-ı Hazreti
Allah’tır. Noksanlığını o insan da bilemez, başka.
Hayvanlarda da bir hassa halk etmiş Cenâb-ı Hak. Mesela doğan kuşunda
ne vardır? Bir sürat var. Öyle bir sürat ki görmüş olduğu avı alıyor. Av
kurtulmuyor. Neden? Süratten dolayı. Kelpte de bir hassa halk etmiş Cenâb-ı
Hak. Ne var? Onda da sebat var. Ağasının kapısını bekliyor. Aç da kalsa
bekliyor.
Onun için biz talip isek eğer sa’yımızda doğan gibi, sebatımızda da kelp
gibi olacağız. Bizden bu isteniliyor. Başka bir şey istenilmiyor.
Rüya göreyim, hâl göreyim, kerâmete ulaşayım; bunlar yok. Bunlar varlık
oluyor. Bunlar bizi oyalıyor. Yolumuzdan geri koyuyor. Bütün hizmetlerimizi
öyle süratli, öyle istekli, öyle azimli yapacağız ki bu yaptığımız hizmet-
lerimizden de hiçbir şey beklemeyeceğiz.
Meşhur İbrahim Edhem Hazretleri, Belh Padişahı, yedi sene tacını tahtını
bırakıp gitmiş. Süflî bir hayata girmiş. Bir defa şeyh efendisinden himmet
istemiş. Süflî hayat derken haşa zâhir görünüşte. Karnı doyacak kadar yemek
yemiyor. Sırtı yeni elbise görmüyor. Bir pardösüsü varmış sırtında (setr-i
avret) vücudunu örtmek için. Doksan tane yaması varmış. Şeyh efendisinin
dergâhına yedi sene odun çekmiş. Her sabah kalkıyor. Halatını boynuna
atıyor. Dağa çıkıyor, odunları alıp getiriyor dergâha. Yedi sene boyunca her

