Page 96 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 96
96 Gül'den Bülbüllere
İçirir bir kadeh aşkın meyinden
Aşkın meyi, Allah sevgisi verir sana. Meşâyih mi verir sana? Amennâ
meşâyih verir Allah sevgisini.
Çünkü Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Beni sevin, sevdiklerimi sevin.”
Tabii ki meşâyih verecek.
“Beni sevin ama sevdiklerimle seversiniz Beni.” diyor.
Gedâ iken seni sultan eder Şeyh
Gedâ, kul. Sultan, padişah.
Olursun ‘men aref’ sırrından âgâh
“Nefsini bilen Rabbini bildi. Nefesinden ayık olan Rabbinden ayık oldu.”
Nefesinden haberi yoksa Allah’tan da haberi yoktur. Nefesinden haberi
olan kim? Nefesi çıkarken Allah, nefesi girerken Allah… Bundan haberdar
olan Allah’tan haberdar olur. Allah’ı hakke’l-yakîn o biliyor. Allah’tan gayri
değil, Allah’tan ayrı da değil.
Âriflerin kıyâmeti dâimdir
Kulubu hep mâsivâdan sâimdir
Kulub, kalb. Sâim, oruçlu demek. Onların kalbleri mâsivâdan oruçludur.
Onların kalbine mâsivâ girerse kalbi bozulur.
Biz inanmış olarak Ramazan’da orucumuzu tutuyoruz. Orucumuz bozulur
diye ne kadar dikkat ediyoruz. Hatta kokulu bir şey bile koklamıyoruz oru-
cumuz bozulur diye. Ağzımıza bir şey alamıyoruz. Niye? Orucumuz bozulur
diye. Bozulursa ne olur? Cezalanırız. Altmış gün cezası var. İşte âriflerin kalp-
leri de mâsivâdan korunmazsa bozulur. Bunların cezası nedir? En azı, boy
abdesti alıp yirmi dört saat ağlıyorlarmış. Hatta üç gün ağlayan, beş gün
ağlayan oluyor. Bir nefesini boşuna geçirmiş unutmuş diye. Eğer bir nefesini
boşuna geçirirse ârif sayılmıyor.
Biz gaflette isek, Pîrim kâimdir
Bırakmaz berzâh-ı süflâda bizi
Allah’a şükür bu bize yeter. Biz hepimiz ârif olamayız. Ama Allah nasip
etmişse, çalışmamız olursa, hizmetimiz olursa, himmet almışsak biz de
oluruz. Onların halkiyeti farklı değildir. Onlarda bir ayırım yoktur. Ancak
ayrımları: imanları, amelleri. Yoksa ceset olarak bir fark yoktur. Bizde ne
varsa âriflerde de var. Onlarda ne varsa bizde de var. Onlar kemâl sıfatlarla
muttasıf oluyor. Noksan sıfatlardan kurtarıyor. Onlar gönlümüze bir sevgi
verirler. O sevgi girince gönlümüze, dünya sevgisi çıkar. Ârifler kıyamete de
hakke’l-yakîn inanmışlar. Hâlbuki kıyametin kopacağı haktır, ama ne zaman
kopacağı bildirilmemiş. Peygamber Efendimiz’e defalarca sormuşlar. Ama ne
zaman kopacağına dair bir tarih bildirmemiş. Yalnız kıyametin alâmetlerini
açıklamışlardır.
Peygamber Efendimiz en son görüşmelerinde Cebrâil’e sormuş:
— Yâ garındaşım, bizden sonra yeryüzüne inecek misiniz?
— İneceğim yâ Resûlallâh.
— Bizden sonra nübüvvet yoktur. Niçin ineceksiniz?

