Page 99 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 99

Tasavvuf Sohbetleri -2                                             99

            mak  ise  amelleri  işlemektir.  İslâm  dini  duymak,  işitmek  değildir.  Tatbikat
            dinidir.
               Tarîkat ve şeriat Allah’ın emri. Tarîkatı ve şeriatı Peygamber Efendimiz
            bize bırakmış. Bu cemaatte ikisi de var. Ama yalnız ne var?
               Bu hadis çok geçer. Peygamber Efendimiz ne buyuruyor:
               “Utlubul-ilme  minel-mehdi  ilel-lahd.  (Doğuştan,  ölünceye  kadar,  ilim
            öğren.)”
               Mademki şeriatı yaşayacaksak amellerimizdeki eksikliklerimizi tamamla-
            yalım. İşlemiş olduğumuz ameli bilerek yapalım. Gençler öğrenebilir. Yaşlılar
            da hiç olmazsa kendisine yetecek kadar. Mesela almış olduğu abdesti nasıl
            alacağını öğrensin. Namazını nasıl kılacağını öğrensin. Bunlardan kurtuluş
            yoktur. Bizim tarîkatımız şeriat tarîkatı. Yasak olan şeylerden tam kaçmak.
            Mesela hanımlar için ne vardır? Tesettür. Tesettürümüzü tam yapalım. Daha
            ne var? Hanımlar için, başta geliyor, beylerine hürmet.
               Tabii beyin de hanımına göre bir hakkı var. Hanımın da beyine göre bir
            hakkı var. Beyi de ne yapacak? Aç koymayacak, çıplak koymayacak, dövme-
            yecek, rahat ettirecek. Açılmasına rıza göstermeyecek. Rıza gösterirse yine
            mesul olur. Cenâb-ı Hak kudsî hadisinde buyuruyor ki:
               “Hanımlar için ikinci bir secde emretseydim, beylerinize secde edin diye
            emrederdim.”
               Onun  için  biz  Allah’ın  kanununa  uyalım.  Mesela  inanmış  bir  hanım.
            Allah’ın emri olan ibadetini yapacak. Tarîkat onların da hakkıdır. Mademki
            tarîkat ruh ile ilgili ise ruhta erkeklik, dişilik yoktur. Hanımın ruhu ne ise
            erkeğin ruhu da odur. Akılda biraz noksanlık halk etmiş Cenâb-ı Allah. Bu da
            hanımlar  için  kolaylıktır.  Fakat  ruh  tarîkatla  ilgilidir.  Onların  ruhuna  olan
            iltifat hanıma da olur, erkeğe de olur.
               Şimdi ne oluyor? Bir hanım geliyor. “Ben ders alacağım ama beyimin
            haberi yok.” diyor. Alırsın diyoruz.
               Burada  şunu  ifade  edeceğim;  beylerimizi  iki  yerde  dinlemeyeceğiz:
            Birincisi: Böyle vaaz nasihat hususunda dinlemeyin.
               “Din nasihattır.”
               İlim öğrenmede dinlemeyin. Eğer vuruyor, dövüyor, baskı yapıyorsa, o
            zaman da gizli yapın. Bu cemaatin içerisinde beyinden gizli gelen varsa söy-
            lemesinler. Ben beyimden gizli geldim. Makbul olur mu? Olur. İlim öğrenmek
            gizlenebilir.
               İkincisi amel işlemek, namaz kılmak. Mesela tarîkata girdi. Beyinin haberi
            yok. Zikrini gizli yapar. Tarîkata girebilir. Onun haricinde nerede olursa olsun
            beyini dinleyecek.
               Bu zamanda tarîkatı inkâr edenler vakt-i saadette olsalardı, nübüvvete de
            inanmazlardı.
   94   95   96   97   98   99   100   101   102   103   104