Page 95 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 95
Tasavvuf Sohbetleri -2 95
bunlar olmazsa yerimizde sayarız. Tarîkatı anlayamamış oluruz, yaşamamış
oluruz. Tarîkattan maksat hakikate ulaşmak. Ahlak-ı hamîde sahibi olacağız.
Kelâm-ı kibârda buyuruyor:
Erit cismin çıkar zubûrlarını
Sedef ol lû’lû mercâna gel gel
Dil ile göz kulak kapılarını
Kapayıp sohbet-i Cânân’a gel gel
Sohbet-i cânân işte burası. Burada çok faydamız, çok yararımız var.
Bilelim veya bilmeyelim. Bu sohbetler, hatmelerimiz, amellerimiz bizi ne
yapıyor? Sâfileştiriyor, sadeleştiriyor. Ahlak-ı zemîmeler çıkmadan ahlak-ı
hamîde gelmiyor. Bir kelâm-ı kibâr var:
Sögütte hiç biter mi tatlı elma
Yarılıp, sarılıp aşlanmayınca
Bir sögüt ağacında elma olur mu? Olmaz ama erbâbı onun başını keser.
Aşı yapar. O zaman meyvesini verir. İşte ahlak-ı hamîdeler, ahlak-ı zemîmeler
böyledir. Bunu da kim yapıyor? Evliyâullâh yapıyor. Aşıyı o yapar. Kötü huy-
larımızı atmak bizim kârımız değil. Onu ancak onlar yapar. Bizim görevimiz
hizmet görmek. Hizmet görelim ki himmet alalım.
Seni hayvan iken insan eder şeyh
İnsan hayvan olur mu? Ameli yoksa hayvandır. Kötü ahlaklarını atma-
mışsa yine hayvandır. Cenâb-ı Allah insanı güzel halk etmiş. İnsanın güzelliği
yüz güzelliği değil ahlak güzelliğidir. Zâhirde cismi ne kadar çirkin olursa
olsun, o çirkin cismin içinde bir güzel cisim var. Zâhirde de ne kadar güzel
olursa olsun, o güzel cismin içinde çirkin köpek sıfatlı bir cisim vardır. Onun
için insanlarda ruh-i hayvanî, ruh-i sultanî var.
Ruh-i sultanî kim? Şeriatı, tarîkatı olan. Ruh-i hayvanî kim? Şeriatı, tarîka-
tı olmayan. O cismin içerisindeki sıfat, hayvan sıfatındadır. Ölür, mahşerde
tekrar kalkarken o sıfatla kalkacak.
Gönüller şehrine mihmân eder şeyh
Mihmân, misafir. Öyle bir gönüle mihman olursun ki bir evliyâullâh tara-
fından sevildinse. Gönlüne girdin, misafir oldun. Onun gönlüne girdin mi
tamam sen nimetine ulaştın. Ama onu sevmekle sevilirsin. Sen onu gönlünde
öyle bir zaman yaşatacaksın ki onun gönlüne de sen girebilesin.
Bir kimse elli yaşına girmiş, altmış yaşına girmiş. Allah’a hiçbir ibadeti
olmamış. Allah’a kulluğu yok. Oruç tutmamış, namaz kılmamış. Üstelik
günahlar işlemiş. Fakat altmış yaşında ayılmış. Uykudan uyanır gibi uyan-
mış. Bu da Allah’ın lütfudur. Kulluğunu bilmiş, eksiğini bilmiş. Benim bu
eksiğim nerede tamamlanır? Yaşını isyan ve günahla geçirmiş bir insan
hayvan sıfatında. Eğer bir meşâyihi tanırsa, Allah hidâyet ederse, derse ki
benim derdimin dermanı meşâyihte. Edersem tevbe Allah da beni kabul
edecek. O zaman sıdk u sadakatla gelip ondan ders alırsa, boy abdesti alıp
tevbe namazı kılmakla… Vücudundaki günahlar onu hayvan sıfatına sokmuş.
Boy abdesti almak ve tevbe namazı kılmakla o günahlar vücudundan silkini-
yor, dökülüyor. Hayvan sıfatından kurtuluyor insan.

