Page 172 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 172

172                                                Gül'den Bülbüllere

               Niye böyle buyurmuş? Sâlih gibi çok ehl-i diller vardır. On tane, yüz tane
            değil. Pîr-i Sâmi bahçesinden mânâ onun velâyetine dâhil olan müritleri çok.
            Onlar da ehl-i dil ama onlara emir yok. Sâlih’e “Söyle Sâlih” diye emir olmuş.
            Sâlih de ihvanın içerisinde çok bilgili, görgülü, sevilmiş, ileri gitmiş birisi
            değil. Sâlih’e söyle demiş, Sâlih söylemeye başlamış.
               Sâlih, riyâsız amel işleyen. Sâlih bir insanın isminden ibaret değil. Amel
            işleyenlerin hepsi  Sâlih’tir. Fakat burada  Sâlih demişse bütün Sâlih’lerden
            bahsediyor. “Sâlih sus!” demiş, susmuş. Zaten kelâm-ı kibârda geçiyor:
               Yeter ettin bu Sâlih’e itâbı
               Bir zaman gösterdin yevmü’l-hisâbı
               Şimdi arz eylersin ümmü’l-kitâbı
               Büsbütün lâl ettin dillerimizi
               Bir de vardır:
               Karşına almışken gonca gülünü
               N’oldu sana terk eyledin ilini
               Bir mürit ömrü boyunca hayâlî râbıtası ile meşgul olunca, gonca gülünü
            karşısına almış olmuyor. Ne zaman ki karşısına nakş-ı Cemâl’i alırsa o da
            susar. Nakş-ı hayâlde bağırma, çağırma, ağlama vardır. Nakş-ı Cemâl tecellî
            ederse o zaman susar, hepsi biter.
               Evet, illetten, zilletten, gılletten kaçamayız. Kaçsak da kurtulamayız. Fakat
            bir dua var.
               Cenâb-ı Hâk bildirmiş: “Rabbenâ âtinâ, fiddünyâa, haseneten ve fil âhireti
            haseneten ve gınâ azâbe’n-nâr.”
               Bunu bilenler her namazda bu ayeti okurlar. Son tahiyyatta, salavatları da
            okuyoruz. Sonra bu âyeti okuruz. Bir de “Rabbenâ’ğfirlî ve li vâlideyye ve lil
            mü’minîne yevme yekûmü’l-hisâb” okurlar. Ama esas birinci âyet dua mahi-
            yetinde Allah’tan istiyoruz. Ne istiyoruz?  “Yâ Rabbî, dünyada ve âhirette
            nârdan, azaptan beni koru.” Bu isteniyor. İkinci âyet “Yâ Rabbî, dünyada,
            âhirette hayır-hasenât işleyenlerden eyle.” Nâr, cehennem, orada yanacak.
            Burada dünya azapları da vardır. Verme değil de koru.
               Nedir? Hastalık, fakirlik, zillet. Çünkü dünyada ateş haramdır. Kitap ve
            Sünnetimiz’e göre Cenâb-ı Hak dünyada ateşi haram kılmış. Ancak âhirette
            helaldir ateş. Dünyada bir insanı yakmak, günâh-ı kebâirdir. Kendisi de yaksa,
            başkası da yaksa, ölüyü bile yaksalar yine günâh-ı kebâirdir. Kendi azasından
            bir küçük azasını tutsa da yaksa haramdır, günâh-ı kebâirdir. Âhiretin azâbı
            cehennemde. “Yâ Rabbî dünyada, âhirette beni azaptan koru.” verme demi-
            yor.
               Evet, İbrahim aleyhisselam’ı ateşe attılar, korudu. Cehennemde de bir grup
            var ki onlar ateşe girince cehennem ateşi kaçacak. “Yâ Rabbî bunların nuru
            beni  söndürüyor.”  diyecek.  Bu  sefer  Cenâb-ı  Hak  onlara  ayrı  bir  hesap
            soracak, ayrı bir suale çekecek. Allah hepimizi korusun. Amin…
   167   168   169   170   171   172   173   174   175   176   177